Bu kitabı bekledim…
Bir bebeğin annesinin memesine duyduğu açlıkla bekledim.
Bir kadının sevdiğine kavuşmasını beklediği gibi bekledim.
Kitap yoktu, bekledim.
Kitap geldi.
Bekledim.
Bekledim, çünkü filmi bile derin izler bırakmıştı bende.
Sipariş verip ayağıma getirtmek aklımın ucundan dahi geçmedi.
Bekledim.
Karşılaşmayı bekledim.
Alıntılar gördüm, insanların paylaştığı.
Çıldırdım!
Ama bekledim…
Son iki senedir Aralık ayı benim hediye alma ayım.
Yılın on bir ayı hiç hediye almadım.
Bir hocam gecenin bir yarısı mesaj yazdı.
Okumanı istediğim kitaplar var adres yazar mısın? dedi.
Bekledim bir hafta.
Doğum günüme yirmi gün kala geldi kargo.
İçinde bir haftadır tüm kütüphanelerde aradığım Yaşar Kemal kitabı ve bir yıldır karşılaşmayı beklediğim “Hakkari’de bir Mevsim”.
Şoktaydım.
Yine bekledim.
Kıyamıyordum çünkü okumaya.
Doğum günüme saklamak istedim.
28 Aralık’ın ilk saatleri sayılırdı.
Sabahın 5’i uykusuz bir gecenin sarhoşluğu var üzerimde.
Havaalanına gitmek için bindiğim, güzergahı havaalanı yolunda olan bir köy dolmuşunda ancak önsözünü okuyabildim, doğmamış güneşin karanlığında. Sapsarı loş tavan lambasında.