Memed

Memed
@incememedinkanatliati
252 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
İnce memed'in kanatlı atı.
İnce memed'in kanatlı atı. Öyle bir at ki, sizinle değil, ağzını açmadan tek kelime söylemeden bilinçaltınızla konuşuyor. Zihinsel anlamda melankolik olanlar, umutsuzluk anlamında söylemiyorum. Yaşamdan, toplumdan biraz dargın, biraz umutsuz, biraz umutlu olan. Dünyaya genelde sol’dan bakan yani “öbürleri” olan insanlar okurken her şeyi kişileştiriyoruz. Toplumla yaptığımız kimlik kavgalarını romandaki karaktere yansıtıyoruz. Kişileştiriyoruz. O kahramanları sen’lere bölmeyi öğrenmek lazım, ben’lere bölmeyi öğrenmek lazım. İçindeki ben’lerine huylarına atfetmek gerekiyor. O at SENSİN… O at dışarda beğendiğin birini gırtlağından tutup sevişmeni engelleyecek kalp atışı. O at bütün güzelliğini, bütün benliğini bırakıp ana avrat söven içindeki canavar. O at sana toplumun normlarını beyninden silip zihninde özgürce dilediğini yapmanı sağlıyor. O at koşuyor hiç durmadan, gece gündüz koşuyor. Koşuyor koşuyor koşuyor. Kimin yakalayacağı ve o at’ın nerede duracağı belli değil… Sana çok büyük bir günahta işletebilir, orada durabilir, orada nefesi kesilebilir o atın! O at koşuyor, o at kaçıyor, o at kovalıyor ama kitabın tek bir yerinde bile o atın nasıl beslendiğini, ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını yazmıyor. Nasıl beslendiğine sen karar vereceksin o atın. Atın ne yiyeceğine, ne yerse daha düzgün koşacağına, daha çok direneceğine.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ziyaret
Muhtemelen tezgahı açmaya gelirken yol kenarındaki bir inşaatın atıkları arasından alınmıştı bu teneke. Demir kulpu olduğuna göre boya tenekesi. Ateşten boyası silinmiş pası kalmış. Yaktıkları ateş hava alsın diye bıçakla aşağı taraflarını delik teşik etmişler. Soba kovasına benzesin diye de kocaman bir delik açmışlar en dibine. Sabahın dokuzu, hava hala karanlık. Kesiklerden ateşin şavkı yerde desenler çiziyor. İçinde yanan sunta üzerindeki vernikten olsa gerek keskin bir plastik kokusu ile kırıyor burnumun direğini. Diyarbakır'ın soğuğunu hiç bu kadar hissetmemiştim bedenimde, iliklerime kadar üşüyorum, yoksa bu keskin koku çekilecek gibi değil. Ateşi yakan seyyar satıcı, gür bıyıklarını aşağı doğru taramış genç bir abi arada sattığı karton bardakları çöpten çıkarıp ateşe atıyor. Çay ve simit dışında bir şey satmıyor. Ateşinden faydalanıyorum diye mahçup hissediyorum, gönlü hoş olsun diye kaçak sallama çay istiyorum, yanında ince bir simit. Hepi topu üç lira, emaneti de üç liraya alıyor. İçerde emanet dolapları yok. Görüşe girmeden telefonlar cüzdan kendi zayıf, bıyıkları gür abiye teslim edilecek, kaçarı yok. Başım öne eğik teneke de yanan ateşe bakıyorum. Görüş açımda teneke ve kimliğini unuttuğu için ilk görüşme grubu ile içeri giremeyen dayının kahverengi sivri burun ayakkabısı var. Öyle bir sohbet ediyor ki tanımadığı gür bıyıklı abi ile, ziyaret grubu ile içeri girememek bahanesi olmuş sanki. Görüş için içeri giren oğlunu beklemese de oturup sohbet edecek zaten, sohbeti öyle içten. Köy yerinde hep aynı insanlar görmekten sıkıldığı veya yeni insanlar tanımak onu da çok mutlu ettiği için susmuyor. Kitap okumayan, insan okuyor. Gür bıyıklı seyyar satıcıya köyünden bir şeyler anlatıp duruyor. Uçkur peşine düşmüş köy beyinin beş erkek çocuğunu kendiyle beraber

Memed

, bir kitap okudu
Puan vermedi·517 syf.·
10 günde okudu
·
2026 1. kitabı
Jack London
8.9/10 · 134,7bin okunma
Yüksek makamlarda oturanların entelektüellik kisvesi altında yaptıkları bu sahtekârlık onu çılgına çevirmişti. Yüksek Mahkeme Yargıcı! Halbuki Martin, daha birkaç yıl öncesine kadar çamurun içinden başını çkaldırıp yukarıya, bu harikulade varlıklara bakarak onları Tanrı yerine koyuyordu.
Dünya güçlülere aittir; ticaretin ve simsarlığın çamurları içinde ağnayıp duranlara değil, aynı zamanda asil olan güçlülere. Bütün bu âlem gerçek soylulara, görkemli sarışın hayvanlara, taviz vermeyenlere, hayatı evetleyenlere aittir.