Uzun zamandır umudun umutsuzlukla kesiştiği bir kavşakta oturuyorum; sık sık ikisiyle de yürek yüreğe geliyor, ama ne umutla ne de umutsuzlukla tam bir içsel barışı sağlayamıyorum.
Sılamda o dağları da ülkem bilmişem..
Dolanıp namlulara yürek germişem..
Zorluyam yangınam ilktir sevmişem..
Bu yüzden uğruna çok öldüğüm sabahlar yaralıdır..
Gençliğim darmadağın bir ilk yaz tufanıdır..
Bu sevdayı kurda kuşa yedirtmem!
Artık hepimiz, söz ve yazının giderek işlevini yitirdiği, ikiyüzlülüğün, riyakarlığın ve kahpeliğin çok meşrulaştığı bir balçığın kiracılarıyız.
Yüzsüzlük, yeni bir yüz artık!