Israrla soruyor gibidir Dostoyevski: Suçu isleyen mi suçlu, yoksa onu aklından geçiren mi? Öldüren mi suçlu, yoksa kan dökme eylemini felsefi açıdan mümkün kılan düşünce tarzının kendisi mi?
Suç ve Ceza'da Raskolnikov'un söylediği gibi: " Alçaksan, sonuna dek gideceksin!" Herkesin beni görmesini istiyorum, diyor gibidir Dostoyevski kahramanı; gör beni, madem kahraman olarak görmüyorsun, alçak olarak gör, ama mutlaka gör!
Insan ilişkilerini düzenleyen dışlayıcı yasayı ihlal etme isteğinden, bir köşede unutuluvermiş olmanın yol açtığı kibirli yalnızlıktan, aynı anda hem isyan hem incinmislik hem de korkudan yapılma yeraltına böyle inilir Dostoyevski'de. Herkesin sofrada bir yeri var, bir ben fazlalığım,diyordu Ippolit. Yeraltı adamıysa şöyle: " Ben yalnızım, onlarsa hep birlikte."
Dostoyevski sorusunu bir kez de biz soralım şimdi: Çocukluğumuzdan bu yana bize göz kırptığı halde bir türlü parçası olamadığımız bu sonsuz şölen de ne?