İnsan, genellikle babası ölünce anlar hayatı ve o zaman büyür bir anda, askıda bir başına kalmış ceket tokat gibi çarpar yüzüne. Resul Bal
Sensizlik! Seninleyken yaşadığım sensizlik yeryüzünde hiç bir acıya denk değil bilir misin? Sensizlik!! Varlığın kış gününü bahara çevirecek kadar güçlüyken, sensizlik elimi kolumu bağlıyor. Sensizlik! Seninle yüzüm güneşin aydınlığı ile yarışırken,sensizlikte kara bulutlar çöktürür yüzüme. Sensizlik diyorum; Sesini duyduğumda sesindeki sevgi beni papatya tarlalarında koştururken, sensizlik içimde açan tüm çiçekleri solduruyor. Varlığındaki yokluğunu kabullenmek kolay değil benim için. Ben sadece birinin beni dinlediğini, anladığını hissettiğimde çok konuşurum. Ağlarken, mutsuzken içim dolup taşsa da dökemem içimdekileri. Gelişinle tüm tabularımı yıktım, İçimde dışımda ne varsa döktüm sana. Yüreğimi yakanı da yüreğime su serpişini de anlattım sana. Dolu dolu seviyorum seni, Yeri geldi dolu dolu hissettin, Yeri geldi yetemedim, hissettiremedim ama hep aynı şekilde sevdim seni. Dilim başka söyledi belki ama içim sana hep çok güzel. Yaşadığımız ya da yaşayacağımız ne varsa gönlüm razı hepsine. Ne gelirse gelsin senden diyip yaşıyorum her şeyi. Üzülüyorsun, Üzülüyorum.. Çiğerim sökülüyor sanırım seni özlerken, Yakıp kavruluyorum ama kimselere bir şey diyemiyorum. Özlemine bir de sessizliğim karışıyor ya sessiz sesiz akıtıyorum bi köşeye çekilip. Bugün bana iyi misin diye sordun durup dururken.. Hissettin şiir gözlüm ve ben kendime gelemedim. Ağladığımı hissedişine içim gitti.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yüzüm Askıda
Herkes bir yüz taşır ama onu adabına uygun olarak nasıl giyeceğini bilmez yalandan giyilmiş yüz yanlış iliklenmiş ceket düğmelerine benzer gözüme sırıtır (Allame’nin Şehir isimli şarkısından “yüzüm askıda gitme diyor” adlı sözünden ilham alınarak yapılmıştır)
1000Kitap
Askıda kalan ceket misali..
Her gidiş bir eksiklik hissi bırakır ardında..
GECE YARISI YOLCULARI | 3
Geleceği tehlikede olabilirdi. Bu adi herif bu sefer gerçekten işini bitirebilirdi. Ağır adımlarla merdivenlerden indiğini gördü. Elinde kırdığı her ne boksa onun parçası vardı. Elleri kan içindeydi ve her merdiven basamağına muhakkak bir kaç damla kan damlıyordu. Gözleri daha da fena kızarmıştı. Duygu az önce yaşadıklarından dolayı şu an daha fazla korkmaya başlamıştı. Dokunsalar düşecek gibi duruyordu ama bu genç kadının korkmasını engellemiyordu. Adam merdivenlerden inmeyi bitirdiğinde koltuğa oturdu ve sinirli suratıyla Duygu'yu baştan aşağı süzdü. Elindeki koca cam kırığını orta sehpaya bırakmadan önce bir kaç saniye baktı ve cebinden sigarasını çıkardı. ''Çakmak ver sürtük!'' diye bağırdı. Duygu hemen mutfak çekmecesinden bir çakmak aldı ve bulunduğu yerden adama doğru fırlattı. Havada yakalayan adam gülerek; ''Sana da çakmak lazım.'' dedi ve sigarasını yaktı. Duygu bu iğrenç esprisine karşılık vermedi. Tanrı'nın cezası herifi daha fazla sinirlendirmek istemiyordu çünkü her yeri ağrıyorken, ona karşılık verme imkanı azalıyordu. Çaresizdi, bu durumdan kurtulması gerekiyordu, devamlı panik halindeydi. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Sokağın karanlığı ve sessizliği pencereden içeri girmeye çalışıyor, bu ıssız vakitler bu insan müsveddesi ile daha da korkunç oluyordu. Gözlerini dikmiş vücudunu süzerken Duygu, korkusunun tüm benliğini ele geçirdiğini biliyordu. Duygu'nun üstünde sadece bir tişört ve külot varken, korkmaması da imkansızdı. Bu pislik evine gireli saatler olmuştu ve bu hayatında yaşadığı en kötü saatlerdi. Bir şekilde telefonunu almalıydı ve yardım bulmalıydı. Oysa ki ne telefonuna, ne de evin anahtarlarına ulaşabilirdi. İkisi de o pisliğin ellerindeydi. İyice kapana kısılmıştı. O ise koltukta, ayaklarını sehpaya uzatmış sigarasını
Edebiyat