Esra AŞIK KURT

Esra AŞIK KURT
@asklaokurt
Bir sevdiğinin mezarını ziyaret ettiğinde düşünüyorsun.
Bütün dinler beden ve ruhun ayrı olduğu inancına dayanıyorsa,” diye düşündü Selim, “keşke tam bir dindar olsaydım da buna katıksız inanabilseydim.” Ruh ve beden ayrıdır, beden toprakta çürür, ruh göğe yükselir; bu inanç, milyarlarca kişiyi kendine bağlamıştı. “Ölenlere üzülmeyin, çünkü o cennete gitti,” derlerdi; hele çocuklara... “İyi ama,” diye geçiriyordu içinden, “o çocuğun ya da sevgilinin bedeni de kıymetli değil miydi? Eline diken batsa, bir yerini kesse üzüldüğün o beden, birdenbire nasıl önemsizleşir? İnsan zihni bunu nasıl kavrayabilir? Bir sevdiğinin mezarını ziyaret ettiğinde, ikilem içinde kalmaz mıydın? Acaba o burada mı, yoksa başka yerde mi? Buradaysa kötü, dilerim başka yerdedir. Ama burada değilse, ben burada ne yapıyorum? Bu çiçekler kimin için, onlar için mi, yoksa sadece bizim gözümüz için mi?”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Esra AŞIK KURT

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
2026 15. kitabı
Zülfü Livaneli
6.8/10 · 18,3bin okunma

Esra AŞIK KURT

, bir kitap okudu
Puan vermedi·248 syf.·
18 saatte okudu
·
2026 14. kitabı
Şermin Yaşar
9/10 · 13,7bin okunma
Hepsi olabilirdi. “Acaba” ile başlayan her ihtimal karanlıktı. Ama biz o ihtimallerin hep çok güzel, en azından mevcuttan daha güzel olduğunu düşünüyor, bu yanılgıyla kendi kendimizi yiyip bitiriyorduk. Oysa karanlıkların içinde kötü senaryolar da olabilirdi, mevcut halimizi mumla aratacak senaryolar…
Sayfa 198·Kitabı okudu
Oysa herkes yalnızdı. Anlattıkları hep bir yalnızın hikâyesiydi. Ama görmüyorlardı bunu. Bir kız vardı mesela, sürekli plan yapıyordu. Tiyatro, konser, yemek, davet, sergi, sinema, açılış, workshop, bilmem ne tadımı, tatil... Planlarından arta kalan zamanda yaşıyor gibiydi. Sanki başka bir hayatı yoktu. İzlediği filmi anlatmayı bitirip izleyeceği tiyatronun hayalini anlatıyordu, döndüğü tatili anlatmayı bitirip gideceği eğitimin onun için ne kadar gerekli olduğunu anlatıyordu. Hayatı planlardan ibaretti. Bunu öyle iştahla anlatıyordu ki en ideal yaşam biçiminin bu olduğuna kendi de inanmıştı. Beni de buna inandırmaya çalışıyordu.