Çünkü her tarafı gece olan bi kadını ışıkları kapatarak korkutamazsın… Ruhunu Satan Kadın Mustafa Görgüç Ben isterdim ki bu hayata her zaman mavi bakayım... Sarsıntı Mustafa Görgüç Bazı sırlar belki de her zaman sır olarak kalmalıydı. Sarsıntı Mustafa Görgüç Ulan kıyafete göre adam veya kadın muamelesi yapan bir milletten ne bekleyebilirsiniz… Ruhunu Satan Kadın Mustafa Görgüç Neden aynaya yumruk attın çünkü beni bir bütün olarak gösteriyordu. Oysa ben paramparçaydım Sarsıntı Mustafa Görgüç İki biradan sonra herkes sever, sen beni kahvaltıda sev Ruhunu Satan Kadın Mustafa Görgüç
Duygu ve Düşünce

Apsuva.

@Hkla
·
Yastığınızı ısırıp ağlarken sizi ağlatan insanın götünü dönüp uyuması nereden bakarsan bak, adaletsizliktir.
Aşktan Nefrete
Bir kişiyi sevdiğimizde, bir çift göze tutulduğumuzda; diğer gözlere kör oluruz. Aşk budur. O kişiden hızlıca soğuyabiliyor ve onu görmeyince unutabiliyorsak, bu aşk değildir. Ben, galiba aşık oldum. Onu yıllarca bekledim. Diğer gözlere kör, sözlere sağır oldum. Sonucunda aşık olduğum kişinin eskisi gibi olmadığını öğrendim. Bu öğreti, çok canımı yaktı. Bir çift ela göze tutulmuştum oysa ki.. Bir, 'Kumral kız' lakabına yenilmiştim oysa ki.. Kalbimin bir köşesine değil, kalbimin tam ortasına yerleştirmiştim onu. Konuşabilmek için an kollayıp, imkansızları başarmıştım. Hataydı. O, beni hiç sevmemiş ki! Benim gözlerim bir tek ona parlarken, onun gözleri başka birine aitmiş. Artık bitti onunla ilgili kurduğum güzel hayaller. Ve o an.. Bir şey öğrendim. O şey; aşk ve nefretin arasında çok ince bir çizgi olduğuydu. Belki de ona olan aşkımı bilmeyen kalmadı.. Önemli değil. Nefretimi de bilecekler. Aşktan daha üstün olan bir duygu olduğunu öğrenecekler. Nefret, can yakan ve ölümcül bir duygu. Ben, can yakmayı sevmezdim oysa ki.. Ama bu hikayenin sonunda iki tarafın da canının yanacağını biliyorum. Bilmeliyim.. Onu sevmiyorum artık. Bana takındığı düşmanca tavırları umursamıyorum artık. Sanırım gerçekten bitti. Yine de bir sorun var. Bu kişi, zihnimde bir yürüyüşe çıkmış gibi.. Gitmiyor. Tek düşünebildiğim, ona başımdan beri daha kötü davranmam gerektiği. Pişmanım. Ona iyi davrandığım ve onu sevdiğim için..
Aşk
Reklam
20 Haziran Kitap İmza günüme beklerim.
2. Kitabın sessiz sancılarına birlikte şahit oldunuz biraz. Nefes aldığım bir alan olarak bildiğiniz yazmak eylemi, hayatımın en büyük mutluluğu, yürümeye hazır olan bir evladım gibi. Her yazdığım şiiri size huzurunuza sundum çoğu zaman. Sizler de çok güzel kucaklayıp kabul ettiniz onları. Şimdi eksik kaldığınız, bütün şiirlerimi emanet edeceğim “ Aşktan Büyüktün “2. Kitabımı huzurunuza sunmak istiyorum. 20 Haziran Cumartesi günü Elazığ/ Gong Cafe’ de yapacağım imza gününde sizlerle buluşmayı büyük bir heyecanla bekliyor olacağım ☺️😌
İlklerin Aynasındaki Sonsuzluk ​İlklerde ilahî aşk saklıdır. İlk bakışta, ilkbaharda, ilk duyuşta… Kısacası ilklerde hissedilen o tarifsiz güzellik, kalbe düşen ilk nur, Allah’ın rızasına ve hoşnutluğuna açılan cennetten bir kapıdır. ​Çünkü her "ilk", yaratılışın o tertemiz başlangıcına, yani aslımıza açılan gizli bir pencerendir. Gözün ilk gördüğü, kalbin ilk ürperdiği an, ruhun maddeden sıyrılıp manaya dokunduğu o kutlu eşiktir. ​Gönül, bir çiçeğin ilk açışında veya bir rüzgarın ilk esişinde aslında O Ebedî Sevgili’nin cennet misali tecellisini seyreder. ​Zira hakiki aşk, O Ebedî Sevgili’den gelir ve yine O’nun sonsuz güzelliğine götürür bizi. Dünyadaki tüm güzel başlangıçlar, ilkler, o en güzel’e (el-Cemîl) varan yolun ilk ayetleridir. İliklerimize kadar O Ebedî Sevgili’nin aşktan varlığını hissederiz. ___ /Güven Taşdemir
Duygu ve Düşünce
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜM BİR “MİHRİBAN” SELİM GÜRBÜZER Sarı saçlarını deli gönlüme Bağlamışım çözülmüyor Mihriban Mihriban Ayrılıktan zor belleme ölümü Görmeyince sezilmiyor Mihriban Sevdiğim Mihriban Yar değince kalem elden düşüyor Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor Lambada titreyen alev üşüyor Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban Tabiplerde ilaç yoktur yarama Aşk değince ötesini arama Her nesnenin bir bitimi var ama Aşka hudut çizilmiyor Mihriban Sevdiğim Mihriban Evet, aşka hudut çizilmiyor. Nasıl çizilsin, öyle bir aşktır ki bu; -Mecnun 'Leyla Leyla' diye çöle düştüğünde ilahi aşkta bulur kendini. -Necip Fazıl aynaya ‘Hani ya kendim” diye sorduğunda tıpkı bir askerin komutanı karşısında oku sadakta elde kemendiyle emrine amade esas duruşta beklediği gibi ‘Benim Efendim’ dediği Abdülhakim Arvasi’ye bend etmiş halde bulur kendini. -Muhsin Yazıcıoğlu kuyu gölgesi üşüdüğü Yusufiye’den “Sonsuzluğa ulaşmak istiyorum” diye ötelere kanatlandığında kar beyaz toprağın bağrına düşüp sonsuzluk kervanında bulur kendini. -Abdurrahim Karakoç ise lambanın titreyen alevinde üşürcesine “Sevgi yetmiyor” diyerek kendini aşkın gözyaşı mihrabında bulur. Belli ki bu üşüme bildiğimiz cinsten üşümek değil. Bu üşüme halini iki güzel insanın hal ve ahvalinden ancak çözebiliyoruz. İşte o iki güzel adam Muhsin Yazıcıoğlu ve Abdurrahim Karakoç’tan başkası değil elbet. Üşüme hadisesinin en yoğun yaşandığı Kahramanmaraş adına yakışır bir şekilde, nasıl ki 80 yıl öncesinde Karakoç’u Mihriban’ca kendi toprak basar kucağında sarıp sarmalamışsa, Muhsin Yazıcıoğlu’nu da tarihler 2009 Martını gösterdiğinde bu kez o en soğuk kış ayazında Keş dağlarında kar beyazca sarıp sarmalayacaktır. Öyle anlaşılıyor ki; Karakoç’a Kahramanmaraş
Aşktan oğlum bi hoş sağım solum Sevdim malum ki en güzel huyum Şu dünyadan bir aşık geçti Deseler ben oyum
Müzik
Reklam
Reklam