Sokaklarda yürürken gördüğümüz güzel, ilginç şeylerin, ne kadarı şehir, ne kadarı hatıradır? Hatıralarımız olmasa şehir ne kadar anlamlı ve güzeldir? Binalar, köprüler, meydanlar yıkıldıkça hatıralarımız da silinir ve güçlerini kaybederler mi?
Kuruntulu, egoist olmaya ve hile yapmaya eğilimli bir yapıyı ve cimri bir kişiliği yansıtır. Parmaklar eğer düzgün ve karma değilse böyle bir el, sahibini sanatsal yaratıcılığa zorlayabilir. Kuruntulu kişiliğini ve egoistliğini sanatının orijinalliğine vesile yapabilir.
Uzun el, fırsatçı bir yapıyı da yansıtır. Fırsatçılık da her daim kınanacak bir şey değil. Mesela fırsatçı golcülerin elleri diğerlerine göre daha uzundur. Zayıflara karşı despot olabildikleri de görülmüştür.
Aynı zamanda titiz insanlardır. Bencilliğe açık, kibirli, sinirli olmaya yatkındırlar. Özellikle parmaklar yapışıkken aralarındaki açıklık fazla ise... Kendisini disipline edememiş uzun elli bir insan, olur olmaz her şeye burnunu sokmaya da kalkışabilir.
Kişinin tüm işlerinde akıl ve muhakeme ile hareket ettiğini gösterir. Zeki, anlayışlı, oldukça dengeli, ileriyi ve doğruyu gören kimselerdir. Eğer iyi bir eğitim almışlarsa bu değerler çok daha bariz bir hâl alır!
Fakat bazen aşırı denge gözettikleri için özgün olamamak gibi bir problemle de karşılaşabilirler. Çünkü herkesten ayrıştıran bir yetenek orantılarda farklılık gerektirir.
Mesela yüzle tam uyum içinde bir burun hoştur, güzeldir, sahibine yakışır ama karakterinde farklılık yaratmaz. El için de durum böyledir.