Hayata hep iyi yönünden bakmış, kötü olasılıkları hiç hayal etmemişti. Usulca akıp giden zaman, yazgısının değişeceğinin habercisi gibiydi ama o bu farkındalığı fark edememiş, yanı başında tıngırdayan zili duyamamıştı. Çünkü gülen yüzlerle yaşlanılmayacağını bilmiyordu daha, sarp bir tepede tek başına kalındığında ne yapılması gerektiğini de! Hayatın hep denk sahnelerinde gezinirken, üstüne kondurmadığı, yanına yaklaşmaya korktuğu, aklının ucundan dahi geçirmedikleri hep başkalarının başına gelir sanmıştı. Çağlayanların suyu daima aynı yönde çağladığını gördüğünde ise vakit çok geçti. Yaşam bilmediği bir şeyi daha öğretiyordu bugün ona. Her şeyin bir ilki, bir sonu, bir de yok'u olduğunu!