En büyük nimetlerden biri de vicdandır.
İnsan onun sayesinde kendisine çeki düzen verir, yaptıklarını sorgular, pişman olur, af diler, tövbe eder.
Çünkü vicdan her insanda bulunan/bulunması gereken için denetimdir. Günün sonunda aslanlar avladıkları hayvanlar için üzülmez, vicdan azabı çekmezler. Yavru bir ceylanı da avlasa vicdan azabı çekmez, yeni doğum yapmış bir ceylanı avlasa da vicdan azabı çekmez. Vicdan insana verilmiş bir nimettir. İnsanı hayvanlardan ayıran bir mekanizmadır.
Bazı insanlar vicdanlarını kaybederler. Öyle ki doğadaki bir hayvandan farkları kalmaz. Bu bazen kişi olur, bazen de bir toplum olur. Bunun en tipik örneği siyonistlerdir. Sıfır vicdan, sıfır merhamet, sıfır pişmanlık...
Toplumda böyle kimseler var. Aramızdalar. Zerre kadar merhamet ve vicdan sahibi değiller. İnsanı mı kandırdı, yoksulu mu kandırdı, zengini mi kandırdı, hiç umurlarında olmaz. Bir yoksulun yıllarca biriktirdiği az miktardaki parasını almaktan geri kalmazlar. Akşam olunca yani günün sonunda güzel bir uyku çekerler. Çünkü vicdanı olan kişi akşam yatamaz, yaptığını düşünür, içi cız eder. Fakat bu kişinin kalbinde merhamet, pişmanlık, vicdan kalmadığı için vahşi hayvana dönmüştür. Vahşi bir hayvan gibi akşam olunca karnı tok yatar.
Allah Kur'ân'da bu tip insanlardan bahseder. Bunların kalbi var ama insan kalbi değil, gözleri var ama insan gözleri değil, kulakları var ama insan kulakları değil. Bunlar hayvanların duygularına ve duyularına sahipler. Onlar gibi bir hayat sürerler.
Bunlar iyilik nedir bilmezler. Küçük iyilikleri bile yapmazlar. Yaptıkları iyilikler; oltanın ucuna takılmış yemdir. Balık bunu kendisine bir ikram zanneder ama bu onun sonu olur. Bunların iyilikleri yemdir, avlama aracıdır.
Bunlarla yaşıyoruz. Aramızdalar. Senden alacağını isterken vahşi