Roman iki bölümden oluşur: İlk bölüm toplumsal ve politik bir hicivdir. Ölümün yokluğu üzerinden bürokrasinin, din kurumlarının ve insan bencilliğinin ironik bir eleştirisi yapılır. İkinci bölümde ise ölüm geri döner ama bu kez mor zarflarla insanlara önceden haber vererek. Bu noktada ölüm, bir kadın karakter olarak kişileştirilir ve bir çelliste aşık olmasıyla hikaye daha bireysel ve duygusal bir boyut kazanır. Sonuç olarak eser, ölüm korkusunu değil; ölümün hayatı nasıl değerli kıldığını düşündüren ironik ve derin bir anlatıdır. Hem toplumsal eleştiri hem de varoluşsal bir sorgulama sunar.