İNSAN EN ÇOK NEREDE HUZUR BULUR?
İnsan bazen her şeye sahip olur… Ama içinde tarif edemediği bir sıkıntı taşır. Kalabalığın içinde yalnız hisseder kendini. Güler ama içten değildir. Konuşur ama ruhu sessizdir.
Çünkü huzur, sadece şartların güzelleşmesi değildir. Huzur, insanın iç dünyasının sakinleşmesidir.
Bugün birçok insanın evi var ama yuvası yok. İşi var ama sevinci yok. Çevresi var ama dayanacağı bir omzu yok.
Bu yüzden modern insan, en çok da kendi içinde yoruluyor. Oysa insan ruhu, sadece dünya ile tatmin olacak şekilde yaratılmadı. Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Allah şöyle buyurur: “Dikkat edin! Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra’d Sûresi: 28)
Bu ayet, insanın iç dünyasına dair en büyük hakikatlerden biridir. Çünkü kalp; para ile, makam ile, alkış ile değil… Ancak maneviyatla sakinleşir. Ama insan bazen huzuru sadece kendi içinde değil, başkasının yükünü hafifletirken de bulur.
Bir yetimin başını okşarken… Bir dertlinin derdini dinlerken… Bir ihtiyaç sahibinin kapısını çalarken…
Bazen bir gönle dokunmak, insanın kendi yarasını da hafifletir. Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurur: “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat)
Çünkü insan sadece alarak değil, vererek de huzur bulur. Bugün birçok kalp, yalnızca yorgun olduğu için değil; kimseye temas etmediği için de daralıyor.
Oysa bazen bir sofraya misafir olmak… Bazen bir çayın yanında samimî bir hâl hatır sormak…
Bazen sessizce bir insanın yüküne omuz vermek… İnsanın ruhunu ferahlatır.
Risale-i Nur Külliyatındaki izahlardan anladığımız kadarıyla, bir mü'minin kalbini sevindirmek ve ona sürur vermek mühim bir hayır ve salih amel olarak değerlendirilir. Çünkü insan, sadece kendi mutluluğunu düşünürse daralır.
Ama başkasının duasına vesile olduğunda