Onlar öyle yıldızlar ki, Peygamber Efendimiz (asm)'ın “Ashâbım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.” övgüsüne mazhar olan, teslimiyette melekleri bile kendilerine hayran bırakan Sahabe-i Güzin Efendilerimiz.
Ve onların çileli, meşakkatli, her biri bir ders niteliğindeki o güzel yaşantıları...
Onları tanımak, bilmek ve idrak etme noktasında herkesin okuyabileceği sade, akıcı, anlaşılır üç kitap ve üç yolculuk...
İşte o kitaplardan ikincisi;
Önce bâtılın tarafında yer alan Ömer, sonra İslam'la gelen hidayet... Nihayetinde Hak ile bâtılı ayran Fâruk.
Âdaletin yeryüzündeki sesi! Kalbine Allah korkusundan başka hiçbir korkuyu almayan bir yiğit: Hz. Ömer.
Nasıl bir gençlik?
Nasıl bir öğretmen?
Bu soruların cevabını Hz. Musab bin Umeyr verecek bize harf harf, kandan yazılan kelimelerle.
İkinci Yusuf diye anılan Hz. Musab'ın gençliğinde kendi gerçeklerimizi arayacağız.
Ve son olarak yalnızlığımıza sesiyle, nefesiyle konuk olacak bir arayış ve adanış adamı Hz. Ebu Zer.
Bizi dünya aldanışından ahiret adanışına çağıracak; bazen haykırarak, bazen susarak.
Doğru bildiklerimizin koskoca bir yalan, sığındığımız kuyuların Yusufî değil, Kabil çukuru olduğunu gösterecek.
Gönülden tavsiye ediyorum