- Ne verdin, Nuri?.
- Hiç... kundurayla ceket...
- Peki ama, oğlum, bir dilim ekmek de versen olurdu. Çift çift kunduraların, takım takım elbiselerin mı var ki...
- İkiser tane vardı, ana. Birer tanesini verdim. O giyinecek. Ben de çıplak kalacak değilim.
- İlahi oğlum, dedi. Senin benim ceket, kundura vermemizle Allahın bu kadar çıplağı giyinip kuşanır mı?
- Doğru ama, ana, dedi. Ne yapmalı? Bir şeyler yapmak lazım. Dünya berbat. Dünya haksız, ana. Ne yapmalı?