sonat şen

sonat şen

, bir kitap okudu
9/10
·374 syf.·
6 günde okudu
·
2025 25. kitabı
Amor Towles
8.2/10 · 49 okunma
Reklam

sonat şen

, 2025 okuma hedefini güncelledi.
2025 OKUMA HEDEFİ
66/75 kitap - %88 tamamlandı
66 kitap okudu
75 kitap
13,8bin sayfa
20 inceleme
2 alıntı
10/10
·216 syf.··
2025 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2025 12:46
Dünyayı edebiyatın penceresinden bakarak algılayan bir edebiyat araştırmacısının İrlanda’da geçirdiği zamana ucundan kıyısından dahil edildiğimiz, tadı damakta kalan, yeni okumalara kapı açan şahane bir kitap. Beni İrlanda’da gezdirdi, başta James Joyce olmak üzere bir çok İrlandalı edebiyatçının William Butler Yeats, Anne Enright, Brian O’Nolan, John O’Donohoue, Molly Keane, Elizabeth Bowen, Jonathan Swift, Brendan Behan, Seamus Heaney, John McGahern, Edna O’Brien, Maeve Binchy, Sebastian Barry, Paul Murray, Alan McMonagle, Oscar Wilde, Claire Keegan , William Trevor, Bernhard O’Donoghue, Patrick Kavanagh satırlarında saklı ülkeyi, ülke tarihini, kültürünü gösterdi. Yazarların çoğunun ismini ilk defa duysam da, sözcüklerini büyüten toprağın kokusunu aldım. Burton’un ‘Kule Merdivenlerinde Buluşma’ resmine baktım hayranlıkla ben de, deniz kıyısındaki kütüphanede deniz kızlarını bekledim, The Cranberries şarkılarını dinledim yıllar sonra yeniden, Paskalya ayaklanması sırasında bir avuç yoksul insanın hayatını anlatan ‘Saban ve Yıldızlar’ oyununu izledim, Forty Foot kayalıklarından buz gibi okyanusa atladım, The Burren kayalıklarında kayaların arasından fışkıran rengarenk çiçeklerle şenlendim, patates kokularını duydum, Godot’u beklemenin bir umutsuzluk hikayesi değil, aksine insanlığın en umutsuz koşullarda bile umudu elden bırakmadan ‘burada’ olduğunu söyleme yolu olduğunu düşündüm, Joyce’un dediği gibi ‘Ölüler gerçekten de yaşayanları hiç rahat bırakmıyor’ . iyi ki… İrlanda Defteri’ni okurken bunun beni nasıl mutlu ettiğini gördüm. Öneririm.
İrlanda DefteriMeltem Gürle · Can Yayınları · 2025201 okunma
9/10
·116 syf.··
2025 22. kitabı
Çiçeklenmeler, hayatı ellerinin arasından kaymış bir kadının, iş işten geçmeden uyanışının nefis bir kurgu ve dupduru bir dille anlatılışı bence. Bütün dünyanın -neşesi az, gamı çok- yükünü omuzlamışçasına yaşayan, bu ağırlığın altında ezildiğinin farkına bile varmayan bir kadın Türkan. Çocukluğundan beri sevdiği Orhan’la evlendiğinde mutlu olmayı ummuş, ama görünmezliği evliliği boyunca sürmüş, kötü anacağı hiç bir günü olmasa da mutlu olduğu bir günü de yok. Aynı evin içinde iki yabancı. “Sabahları kendi uzak adalarından bindikleri kayıklarla” evin anakarası mutfakta buluşup ettikleri kahvaltı dışında paylaştıkları ortak anlar sınırlı. Aynı evde ayrı yataklarda, ayrı odalarda, ayrı dünyalarda yaşanan bu ortak hayat sona erdiğinde, yine de Türkan’a kalan koca bir boşluk oluyor. Kocası Orhan da kötü biri değil aslında. O da kendi yüreğinin yükünün altında kalmış bir can. “Yeryüzünü sonsuz bir zarafetle adımlamış” bu adamın, öyle öldüğü için özür dileyerek vedası, Türkan’ın ondan kalan boşluğu kabülünü daha da zorlaştırıyor. İlk bölüm, yaşanan yası muhteşem bir dille anlatıyor. Okur olarak etkilenmemek mümkün değil. Gözümün dolduğu, yüreğimin sıkıştığı, Türkan’a sımsıkı sarılmak istediğim çok an oldu. Ama ikinci bölümde yasını yanına alarak yola çıkan Türkan’ın hayata karışma haline de ayrı vuruldum. Helal olsun sana Türkan dedim. Küllerinden doğmak böyle bir şey işte. Öneririm.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,6bin okunma