"insan
eşref-i mahlûkattır derdi babam.
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman,
bu söz asıl anlamını kavradı.
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından,
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı.
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı.
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı.
aşk için karnıma ve göğsüme,
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden.
aşk ve ölüm bana yeniden,
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.
dilce susup
bedence konuşulan bir çağda,
biliyorum kolay anlaşılmayacak;
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın,
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak."