yaşıyorsun işte.
öyle ya da böyle,
geçip gidiyor zaman dediğin.
ruhunu kuşatan belli belirsizliğin,
haviyen ve firdevsin.
yaşıyorsun.
harlandıkça ateşin, savrulacak küllerin.
bir parçasını yolda bıraktıkça tamamlanacak yüreğin.
çoğalarak sevdiğin kadar
eksilerek sevmeyi de öğreneceksin.
karanlıkta kaldıkça parlamayı seveceksin.
abartacaksın kalbini
allayıp pullayacak
ve kutlayacaksın nefesini.
esaretin pençesinde kıvranırken göreceksin değerini hürriyetin
soluğun kesilecek
ruhun can çekişirken anlayacaksın,
ne uğruna yaşanmalı
ne uğruna senin ebediyetin.
ve titreyen bedeninde duyacaksın
ihtişamını cesaretin.
bak nasıl da yalpalıyorsun,
nasıl perperişan.
yaşıyorsan yaralanacaksın.
aczini göreceksin.
gün gelecek şifan olacak zehrin.
yaranı da seveceksin.
"reddediş, zayıflıktan kaynaklanır, korkmaktan kaynaklanır. daha güçlü insanlar, hayatın verdiği her şeyi özümsemeyi tercih ederler -dindar, dinsiz, ahlaklı, ahlaksız, ilahi, şeytani hiç fark etmez- ve bunun için daha zengindirler."
eksik yanlarımı doldurmak için değil
seni isteyişim,
kendi başıma tam olayım isterim,
kendi başıma bütün olayım,
tüm şehri ışıtayım bir başıma.
işte o zaman
isterim seni
çünkü ikimiz bir olsak
ateşe verirdik bu şehri..