Asuman21

Fetret Ehli
Eş'arî mezhebine göre ise, "Biz resûl göndermedikçe hiç kimseye azap etmeyiz."194 âyetinden anlaşıldığına göre, vahiy gelmeseydi, Allah'ı bilmek ve O'nun verdiği nimetlere şükretmek insan lar için bir gereklilik olmazdı. 195 Dolayısıyla, Allah'ı bilmek akla değil, nakle yani Allah'tan gelen sağlam bilgiye bağlıdır. Bu konuda aklın görevi, nakli anlama ve yorumlamada bir vasıta olmaktır. Dolayısıyla İslâm'dan haberi olmayan bir insan, ahirette hiçbir şeyden mesul değildir. Fetret ehli sayılıp doğrudan cennete gidecek tir. Yüce Allah her şeyin en doğrusunu daha iyi bilir.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İslam akıl dini mi?
İslam akla hitap eder, aklın kavramasını önceler. Bu yönüyle İslam'da aklın inkâr edilemez yeri ve önemi var. İslam akıl dinidir derken aklın ürettiği din diyorsak, doğru değil, ancak aklın kavrayabileceği ve onaylayabileceği bir din diyorsak, doğrudur. Akli tek yönlü bakışa ve sınırlı bilgiye mahkûm eden, aklı devre dışı bırakır. İşte Kur'an'da "Akıllarını kullanmıyorlar." ifadeleri de bu tür insanlar içindir.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Düşünce
tövbe mevzusu
Hayatta yapılan hatalar, demiş Abdülhakim Efendi, beyaz káğıda kurşun kalemle yazılan hatalı yazılar gibidir ve bu nun çaresi lastik silgiyle silip onu temizlemektir. Bu müm kündür. Ancak elbette yüzlerce defa aynı yerde hata yapar sanız kāğıt çok silinmekten yıpranip delinebilir. Yine de hatanın böyle bir çaresi vardır. Fakat iki noktadaki hata var ki, iş ve eş seçimi, bunlar silgiyle silinmekle telafi olunmaz. Kağıdı yakmaktan başka çare yoktur. Allah rahmet eylesin, makamı âli olsun.
Sayfa 149·Kitabı okudu
Yakışmaz bir sıfattır dil-şikenlik tab-ı merdâne: Gönül leri incitmek, sert davranmak, kalp kırmak mert insanla rin tabiatına yakışmayan bir arızadır, diyor şair. Yani burada ahlakın temel bir değeri olarak kalp kırmaktan sakınmayı gösteriyor. Bu husus önemli: Kalp Allah'a komşudur. O bakımdan kalbi kırmak, Allah'ın komşusunu incitmek de mektir. Komşu asi de olsa ona yapılan saygısızlık ev sahi bini incitir. Yani Hak Teâlâ, isyankâr olan kulunun da kal binin kırılmasını istemiyor. Eskiler bunu şöyle, biraz esprili ifade etmişler: "Gerekirse kafasını kır ama kalbini kırma." Kalp; aziz olduğu, kıymetli olduğu, Allah evi olduğu için -günahkâr da olsa- onu kırmama esaslı bir hayat tarzı pe- şin peşin tavsiye ediliyor. Kalbi kırmaktan sakınmak, şid detle, altı çizilerek ifade ediliyor.
Hasan-ı Basrî hazretlerinin evinde küçük bir hizmetçi, bir çocuk, on yaşında var yok, gece dua ediyor. Hasan-1 Basri hazretleri işitiyor. Çocuk, "Ya Rabbi," diyor, "bana olan sevgin hürmetine beni affet." Hasan-ı Basri, "Oğlum," diyor, "herhâlde yanlış söyledin. Allah'ın seni sevdiğini ne reden biliyorsun?" "Biliyorum efendim. Bütün ecdadım, aile efradım imana kavuşamadan öldü. Bana ise iman na sip oldu. İman sevilenlerde olur. Beni sizinle, sevdiğiyle ta nıştırdı, sizinle beraber etti, açık delil. Gecenin bu saatinde de beni huzurunda tutuyor, ibadet ediyorum; başka delile ne hacet?" Yavrum sen işi bitirmişsin, diyor hazret.