"Siyasetle ilgili olmadığını biliyorum ama yaşadığın dünyaya gözlerini bu kadar kapatmaya hakkın yok. Ülkenin yıllardır kanadığını, kutuplaştığını, insanların birbirine karşı kamplar haline bölünüp kışkırtıldığını biliyorsun, değil mi?"
"Biliyorum elbette!"
"Aralarına nefret tohumları ekilen etnik, dini ne kadar grup varsa, bunların durmadan birbirini öldürdüğünü, kan davasının giderek azgınlaştığını da biliyorsun!"
"Tabii!"
Konuşmanın burasında ayağa kalkmış ve sesini yükselterek bana şöyle demişti:
"Her şeyi biliyorsun birader ama bir tek, insanlarımızı kimin kamplara böldüğünü, bu kan davasını kimin isteyerek, planlayarak başlattığını bilmiyorsun!"