Burada artık Peyami Safa serime başlıyorum ki bugün de en sevdiğim iki yazardan biri oluyor, diğeri de Kafka. İkisini de okudukça bazı noktalarda birbirlerine ne kadar benzedikleri anlaşılıyor aslında, en azından ben o bağlantıyı kurdum ve o bağlantıya kendimi de ekledim. Kütüphanem oldukça küçük ve büyük kısmını bu iki yazar oluşturuyor. Belki de daha 'bilinmeyen ve gerektiği değeri alamayan' yazarları okumalıyım ve en sevdiğim iki yazar en 'bilindik ve gerektiğinden fazla değeri alan' yazarlar olmamalı. Az kitap okumuş olmanın özgüvensizliği bir yana yüzlerce farklı türlerdeki kitapları okusam da ben nihayet bu iki yazara döneceğimi düşünüyorum. Bu kitaba gelirsek, iki kez üstü üste okumuştum ve lisede performans ödevi olarak kendimce kitabın devamını yazmıştım. Kitabın diline uydurmak için de en son sayfadaki sözlüğü kullanmıştım. Oradaki kelimelerle cümleler kurmaya çalışmıştım. Elbette hata yapmışımdır ama yazarken çok zevk almıştım o yüzden yazdığımı da arada okuyup mutlu oluyorum. Son olarak bu kitap bana İstanbul'u sevdirmişti.