Anne Enright, Trinity' de yaptığı konuşmada, yaratıcılık süreciyle ilgili bir soruya yanıt verirken "olay örgüsü" yerine "hikâye" oluşturmayı tercih ettiğini söyledi.
Çünkü hikâye yalnızca olayların nasıl sonuçlandığıyla değil, aynı zamanda karakterlerin neyi fark ettiklerini, neler öğrendiklerini ve hangi duygusal derinliklere ulaştıklarını anlamakla ilgiliydi. Olay örgüsüyse önemli bir araç olmakla beraber yalnızca olayların birbiriyle ilişkisini ve hangi sebeplerle gerçekleştiğini açıklamaya yarardı.
Joyce'a atfedilen ve sıkça alıntılanan bir söz vardır:
"Bir gün Dublin yıkılıp yok olursa Ulysses sayesinde şehri yeniden birebir inşa etmek mümkün olacaktır."
Gümüş tasında pırıl pırıl parlayan güle sevgiyle baktı.
"Evet, çiçeklerden çok şey öğrendim. İnsanlara benziyorlar. Çok fazlasını bir araya koyarsan birbirlerinin sinirine dokunuyor, hemen soluyorlar. Bazı türleri karıştırdın mı, korkunç bir sınıf farkı ortaya çıkıyor.
Tabii su çok önemli. Bazı insanların çiçeklerin her gün suyunu değiştirmeyi iyilik sandıklarını biliyor musun?
Feci! Öyle yaparsan çiçeklerin öldüğünü duyarsın. Suları haftada bir değiştiririm, vazoya da bir avuç toprak koyarım, capcanlı kalırlar."