Asya İşbil

Asya İşbil
@asyaisbil
… bugün geleceğe bir nevi serbest düşüş yapmaktayız.
Ormana en karanlık, hiçbir patikanın olmadığı noktadan girersiniz. Bir yol ya da patika varsa bir başkasının patikasıdır; her insan eşsiz bir varlıktır. Burada yatan fikir, saf mutluluğa giden kendi patikanızı bulmaktır.
Varlığın ne olduğunu bilmiyorum. Bilincin ne olduğunu da bilmiyorum. Ama saf mutluluğun ne olduğunu biliyorum: şimdiki anda olmanın, kendiniz olmak için mutlaka yapmanız gereken neyse onu yapmanın verdiği yoğun duygu.
... Dönüş yolunda mezarlığın yokuşunu çıkarken yıldızların hepsinin kafamdaki bir düşünce, bir an, bir bilgi, bir hatıra gibi olduğunu hissettim. İnsan hepsini aynı anda düşünemiyor ama görebiliyordu. Aklımdaki kelimelerin, aklımdaki hayallere yetişememesi gibi bir şeydi bu. Kelimeler duygularıma yetişemiyor ve yetersiz kalıyorlardı. Demek ki duygular, şu karşımdaki ışıl ışıl parıltılı gök gibi aslında birer resimdiler. Bütün âlemi hissediyordum da sanki onu düşünmem daha zordu. Bu yüzden yazar olmak istiyordum. Yazarken düşünecek, kendi kendime ifade edemediğim resimleri ve duyguları yazıya dökecek, üstelik bu işi kitabevine gelen Deniz ağabeyin arkadaşlarından çok daha iyi yapacaktım.
O zamanlar "ben, beni kimse görmediği zaman en çok kendim oluyorum" diye düşünürdüm. Yeni keşfediyordum bu düşünceyi. Kimse sizi gözlemiyorsa, içinizdeki gizli ikinci kişi dışarı çıkıp dilediği şeyleri yapabilir. Yakınlarda bir babanız varsa ve sizi görüyorsa içinizdeki kişi içinize saklanır.