Bazen geceler, insanın üzerine çöken bir gölge gibi yaklaşır. Işıklar sönünce yalnızlık daha net görünür… İçindeki karanlığı saklamaya çalışmazsın artık; çünkü gündüzün gürültüsü susunca, en sessiz olan şey yine sen olursun. Kendi kalbinin sesini bile duymaktan korktuğun anlar vardır. Sanki nefes alsan bile bir şey eksik, bir şey ağır, bir şey kırık.
Ve her şeye rağmen devam ediyorsun.
Yorulduğun günlerde bile yürüyorsun.
Kırık kalbinle bile sevmeyi öğreniyorsun.
Kimsenin bilmediği yaralarla bile gülmeyi başarıyorsun.
Yine de bir yanın inatla umut ediyor. Ne kadar kırılmış olursan ol, içindeki küçük bir parça hâlâ iyileşmeye inanıyor. Her şeye rağmen iyi bir söz duymayı, sarılmayı, “ben buradayım” diyen bir ses duymayı bekliyor. İnsan ne kadar güçlü olursa olsun, bazen bir cümlenin ağırlığını bir ömrün yorgunluğundan fazla hissediyor.
Düşündükçe fark ediyorsun: İnsan bazen güçlü olduğu için susmuyor, yorulduğu için susuyor. Anlatmak istemiyor değil; anlatınca hafiflemeyeceğini bildiği için konuşmuyor. Çünkü bazı acılar paylaşınca azalmaz, sadece daha görünür olur. Ve sen görünmesini istemediğin için taşıyorsun hepsini kendi içinde, kimsenin dokunamadığı bir yerde.