Bazen insan, içinden geçenleri anlatmak için kelime arar ama bulamaz. Çünkü hissettiklerin, sözcüklere sığmayacak kadar ağırdır. Bir bakarsın gün boyu gülmüşsün, konuşmuşsun, insanlarla aynı masada oturmuşsun… ama içine dokunacak tek bir cümle kuramamışsın. Sanki kimse seni gerçekten duymuyor, kimse gözlerinin arasında sakladığın o yorgunluğu fark etmiyor gibi.
Bazen bir insanın içinde öyle bir ağırlık olur ki, taşıdığını kimse bilmez. Konuşursun ama kimse duymuyormuş gibi hissedersin. O yüzden susmayı öğrenirsin… Çünkü bazı duyguların kelimesi yoktur, bazı acılar sadece kalpte saklanır. Yine de bir yanın umut eder; belki bir gün biri sessizliğini bile anlayacak kadar yaklaşır diye.
Bazen insanın içinde öyle bir sessizlik büyür ki… kimse görmez, kimse anlamaz ama sen taşırsın. Gündüzleri gülümserken bile içinin bir yerinde ince bir sızı gezinir; kimselere söyleyemediğin, kelimeye sığmayan bir yara gibi. Hayat akıp giderken sen yine güçlü görünürsün, çünkü kimsenin bilmediği en büyük savaşlarını, kendi kendine sessizce verirsin.
Kırıldığını söylemezsin, çünkü kırgınlığının bile yük olmasından korkarsın. İçinde biriken özlemi, hayal kırıklığını ya da geçmeyen o derin boşluğu kimseye emanet etmek istemezsin. Ama içten içe bilirsin: İnsan bazen en çok kendine anlatmak ister… çünkü kendi içine en çok güveni yine kendin verirsin.
Ve geceler… geceler en tehlikeli yerdir. Her susturduğun duygu, her ertelediğin cümle, sessizliğin içinden kalkıp yanına oturur. “Ben buradayım” der. Sen de kimseye söyleyemediğin ne varsa, gözlerinle konuşursun karanlığa. Hiçbir şey sormayan bir gecenin, en iyi dinleyen şey olduğunu o an anlarsın.
Yine de yüreğinin bir köşesinde küçük bir ışık vardır. Belki bir cümlede, belki bir hatırada, belki bir tebessümde saklı. Düştüğün yerden seni kaldıran şey bazen bir insan değil; kendi içindeki dayanma gücüdür. Çünkü ne kadar yorulursan yorul, bir yanın hep “devam et” der.
İnsanın en çok canını yakan, kimseye söyleyemediği şeylerdir. İçinde taşırsın, gülersin, konuşursun ama bir yanın hep eksik kalır. Kimsenin fark etmediği o küçük kırıklık, geceleri kocaman olur. Yine de susarsın… çünkü en büyük yaraları bile kendi kendine sarabileceğini bilirsin.