Norman Mailer’ın aynı adlı romanından sinemaya aktarılan
Amerikan Rüyası filminde eşler arasında geçen aşağıdaki
diyalog da “hatırlama” konusunda erkek ve kadın arasındaki
uçurumu göstermesi bakımından oldukça düşündürücüdür:
Adam: Boşanmak mı istiyorsun?
Kadın: Sanırım öyle.
Adam: Bu kadarcık mı?
Kadın: Bu kadarcık değil hayatım, bunca şeyden sonra.
Sütün sunduğu gizli doyumlar üzerine yapılan bir araştırma
ilginç sonuçlara ulaştı. II. Dünya Savaşı sırasında limitlerinin
son noktasına kadar zorlanan askerler ve yine gastro-intestinal (sindirim sistemi) rahatsızlıkları belirtilen askerler de ortak
bir özellik sergiliyorlardı: Hepsi süt içmek için çıldırıyordu. İşin
daha da ilginç yanı evinden mesafe olarak uzak askerlerdeki süt içme aşkı, evlerine yakın olan askerlerden kat be kat
fazlaydı. Araştırmacılar, süt içme isteğini doğuran asıl şeyin
sütün taşıdığı besin değeri olduğu düşüncesini destekleyecek hiçbir kanıta rastlamamışlardı. Bu konudaki araştırma şu
cümlelerle bitiriyordu:
Başarılı propagandacılar “zamanın ruhunu ifade eden mitleri” kullanarak propaganda çerçevesini oluştururlar. Örneğin
Goebbels, ırk üzerine yaratılan Nazi mitolojisi ile çerçeveleme
yapmış; Bernays, seçkinlerin iyimserliği mitinin desteklenmesi şeklinde çerçeveleme yapmış; reklamcı Ogilvy, ürünleri nostaljik ve sofistike mitlerle ilişkilendirerek çerçevelemiş;
Başkan Reagan’ın efsanevi danışmanı Deaver, Reagan’ı hür
dünyanın kahramanı olarak çerçevelemiştir.