Psikanalist Joseph Sandler'ın biraz basitleştirilmiş bir formülle dile getirdiği üzere, acı çekmek ben ile ben ideali, olduğumu düşündüğüm kişiyle olmak istediğim kişi arasındaki mesafenin sonucudur.
İnsan öznesinin başlangıçta başkalarıyla ilişkiden, karşılıklı alışverişten kaçmaya çalıştığı, ancak bu kaçma teşebbüsü sayesinde ilişkiye girebildiği fikri paradoksaldır. Göreceğimiz üzere, en azından Freud'un tasavvurlarından birine göre, bizler kendi kendine yetmeye ve kendinden memnun olmaya meyleden ama başkalarının varlığına bağımlı olduğumuzu kabul etmeye zorlanmış varlıklarız. Bu çerçevede, doğamıza karşı gelmek bizim doğamızda vardır. Başkalarına duyduğumuz gereksinim bir nevi yenilgi ya da şartlı teslimdir: Teslimiyet bizim için kabul edilmesi en zor şeye dönüşür. Freudcu çerçevede insan, bir şeylerin içine -ya da en azından en çok arzu duyduklarının içine- ancak onların dışına çıkmaya çalışarak girebilir.
Greene'in anlayışına göre, psikoterapiye gelen, aynı kalarak değişmek isteyen insanlar gibi, yetişkin okurlar da geleceği geçmişle bir kılmak için ellerinden geleni yaparlar. Çocuk -Greene'in kendisi gibi- seyyahtır. Yetişkinse varmıştır:Beklentinin yarattığı narsisizmin yerini yerleşikliğin getirdiği narsisizm almıştır. Çocuk coşku dolu bir geleceğin teminatını ister, yetişkin öyle bir şey olmadığının tasdiklenmesini. Çocuğun arzusu çocukluktan çıkmaktır, yetişkinin arzusuysa değişim isteğinden kurtulmak.
Algının istekler vasıtasıyla çarpıtıldığını göstermeye çalışırken Freud'un anlatmak istediği, karşımızda duran şeyin yalnızca istediğimiz taraflarını gördüğümüz ve bilmenin (ve bilmemenin) hakikatten ziyade istekle ilgili olduğuydu.
Psikanaliz tedavisinin amacı kişinin kendini daha iyi anlamasını sağlamak mıdır yoksa onu istediği gibi arzulayabilmesi için özgür kılmak mı? Peki bu amaçlar birbirini tamamlayıcı ve birbirinden ayrılmaz mıdır yoksa bağımsız mı? Benliğim denilen şeyi anlamam arzumu özgür mü bırakır yoksa ona ket mi vurur? William James'in deyimiyle bu, "ilelebet içimize sızmaya devam edecek bir yenilik ve olasılık" imkânı mı doğurur? İyi bir yaşam kendi iç dünyamda ve başkalarınınkinde neler olup bittiğini ve kim olduğumu kavradığım bir yaşam mıdır yoksa buna ihtiyaç duymadığım, incelemeye tabi tutulan hayatın katlanılmaz olduğu bir yaşam mı?