O da aşkı feragatte aramıştı. Çünkü feragatsiz aşk, aşk olamazdı... Bülbül güle âşıktır ama gülün rengi ve kokusu vardır. Aşkına karşılık bulmaktadır. Bülbül kâm almak için âşıktır. Gerçek aşk, yalnızca pervanede kendini gösterir. O yalnız yanmak için âşıktır. Tam da Dede'ye göreydi bu.
Yaşlar akarak belki uçar zerresi aşkın
Âteşle yaşar, yaşla değil, yâresi aşkın
Yanmaktır efendim biricik çâresi aşkın
Ağlatma da yak, hâl-i perîşânına bakma
"Mananın farkında olmak ne demek efendimiz?"
"Bak çocuk, insan bedeni dört gemiye hükmeder. Mide gemisi, gönül gemisi, zihin gemisi ve ruh gemisi. Bunlardan yalnızca birincisi madde ile, diğer üçü mana ile alakalıdır. İlahi denge insanın maddesini değil manasını önemsediği için böyle yaratılmışız. Şimdi insan zaman denizinde yüzerken bunlardan hangisini sancak gemisi yahut beylik gemi yapacağına, hangisinin dümen suyunda gideceğine karar vermelidir. Mide gemisini diğer üçünün arasında seyrettirdiğimizde yaratılışımızın gereği olan dengeyi bulmuş, insaniyetimizi korumuş oluruz. Aksi takdirde mana lehine sahip olduğumuz üç gemimizi, maddenin yönettiği tek gemiye uydurursak madde hırsı bizi iblisliğe sevk eder. Zaman denizinde gönül gemisini rehber edinenler bahtiyar ömürler sürerler. Zihin gemisini rehber edinenler bilge ömürler sürerler ve mutlu olurlar. Ruh gemisini rehber edinenler ise hem bu dünyada hem öte dünyada kazanmış olanlardır. Mide gemisini rehber edinenlere gelince, er veya geç diğer üç gemiyi parçalayacak kayalıklara sürükler veya şeytanın askerlerine teslim ederler. Çevrene bir bak ve insanları buna göre ayır bakalım, kim hangi gemide yolculuk yapıyor..."