Dünya ne garip... Katil de maktul de aynı toprağın altında. Zalim de mazlum da aynı mekanda yan yana yatıyor. Bu tuhaf manzara Mescid-i Aksa'nın avlusunda da değişmeden devam eder.
Yüzyıllardır sürdürülen bir kural vardır Aksa'da. Buraya gömülecek kişi ya buraya bir eser vermeli ya da defnedilmeyi arzu ettiği eserin vaktiyesini düzenleyen bir hami olmalıdır.
Bugün hala her Cuma, Müslümanlar camilerinde ibadetle meşgulken hristiyanların Cuma hacıları gerekli mercilerden izin alarak Via Dolorosa (Çile Yolu) ibadetlerine bu medresenin avlusundan başlamaktadır. Hristiyanların böyle kutsal bir yolculuğun Müslümanlara ait bir mekandan başlamasının verdiği rahatsızlıkla, buranın okul olması ve tatil günü olan Cuma hariç burayı kullanamamaları sebebi ile Ömeriyye Medresesi'nin tam karşısına Kırbaçlanma klisesi adında bir dini yapı inşa etmişlerdir.
Bir okul düşünün: Mescid-i Aksa avlusunda olsun. Bir Memlüklü sultanının hamisi tarafından bina olunsun. Vakfiyesi bir kadınefendi adına düzenlensin, içinde bir hanımefendi sırlanmıș olsun ve kapısının üzerinde çevgan değnekleri bulunsun... İşte Melikiyye Medresesi!
Kur'an-ı Kerim'in Mescid-i Aksa olarak adlandırdığı bu mukaddes arazinin ismi yüzyıllar içinde Emevilerin inşa ettiği yapılara verilir olmuştur. Hatta ülkemizde bu tartışma öyle almış yürümüş ki Kutsal Arazi unutulmuş, Mescid-i Aksa, Emevilerin yaptırdığı Cuma Camii mi, yoksa Kutsal Kaya'nın üzerindeki Kubbetü's Sahra mı diye insanlar birbirine girer olmuştur. İşte biz bu karışıklığa mahal vermemek için kutsal araziye Beytü'l-makdis, Emevilerin yaptırdığı Cuma Camii' ne Mescid-i Aksa Cuma Camii, Kutsal Kaya'nın üzerindeki Altın Kubbeli yapıya ise orijinal adı ile Kubbetü's Sahra diyeceğiz.