Kitap yarım bırakmaktan hiç hoşlanmıyorum ama mecbur kaldım. Kitaba dair kötü duygularımı yazara yönlendiremiyorum çünkü buna bir radyo programı ile başlamış. Önsözde de mizah ve bilimkurguyu birleştirmeyi hedeflediğini açıkça belirtmiş. Ne mizahı, ne de altı dolu bir bilimkurguyu becerebilmiş olması belki tek kabahati ama dediğim gibi, bir radyo programı için belki de iyi duruyordur. (Kibar olmaya çalışıyorum, elle tutulur yanı yok…) Bu kitap bir ara çok popülerdi. Benim Hacettepe’de olduğum sıralar belki. Bahsini eden güruhun niteliklerini de işin içine katınca, lisedeki gerçeklerden farklı bir seviyeye geçmenin, algının değişmesinin, çağdaş, bilimi inancının merkezi haline getirmiş bir genç olmanın araçlarından biri gibi hissettiriyordu. İnsan içini açıp bir iki sayfa okusa, hatta özetine bir göz atsa bile kitabın hiç de böyle olmadığını anlayabilir elbet ama bu açıdan insanlığım tartışılır. Öncelikle, o sıralar okumuyordum. Gerçi Michio Kaku’nun beş kitaplık setini alıp iki kitabını bitirmiş, Justaway’in “sana benzetiyorum” diyerek önerdiği Çavdar Tarladında Çocuklar’ı, kütüphanede sadece İngilizcesi olduğu için, “zaten hazırlık okuyorum iyi olur” diyerek alsam da beşinci sayfada bırakmıştım ama bunlar koca bir yıla yayılan münferit girişimler. Beni insan saydırmayacak bir huyum daha vardı ki hala geçmiş sayılmaz. Sanırdım ki küçücük bir farkındalık o meseleyi halletmiş olmak için yeterlidir. Örnekle açıklamaya çalışalım. Mesela bu kitap yukarıda bahsini ettiğim niteliklere sahip olsun, o zamanlar öyle sanıyordum. Ben sadece bu bilgiye sahip olmakla yetinirdim. Düşünüyorum da bu kendini beğenmişlikten geliyor aslında. Herkesin okuyarak ulaşacağı noktaya ben kendiliğimden gelmişim gibi davranıyorum. Ve bu süreçte herhangi bir “derin düşünme” yok. O zaman rahatlıkla
Otostopçunun Galaksi RehberiDouglas Adams · Alfa Yayıncılık · 20209bin okunma