İnsan öldüğü yaşta kalırmış. Yani kaç yaşında ölürsen geride kalanlar seni hep o yaşta hatırlarmış. Zannedersem, insan birinden ayrılınca da aynı yaşta kalıyormuş.
Dağılmış bir yarayım seni bırakıp gittiğimden beri!
Ölmedim, hayattayım.
Ama say ki öldüm.
Say ki akmayan bir irin, kabuk tutmayan bir gönül yarasıyım on beş yıldır.
Herkes arkasında bir şey bırakır bir gün.
Bir işaret, bir söz, bir bakış...
Ben sana keder, sana veda, sana tutulması zor bir yas bıraktım; üzgünüm.
Kalbinde derin bir çizikle gezenin, günün birinde her ne pahasına olursa olsun yaranın müsebbibini affetmesi kadar kederli ve ağır bir şey yoktu dünyada.