Aykut Kayğusuz

Yalnızca aptal oldukları için bu denli kendilerinden emin konuşabiliyorlar.
Sayfa 25·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Cedric!
Şunu da unutma ki, yeryüzünde gecikmişliğin ilacı yoktur.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Bir yazar insana “iyi ki Türkçe biliyorum” dedirtir mi? Leyla Erbil dedirtir.
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2022 19:53
Leyla Erbil’den okuduğum ikinci kitap. Yahu ben bu kadını nasıl daha önce okumadım serzenişlerine “iyi ki Türkçe biliyorum da Leyla Erbil okuyorum” sevinci karıştı. Bu kitap, aksi mi aksi bir kadının kaleminden, onlarca dilde “ben” nakaratıyla söylenen bir şarkı..Aynalarda kendini göremeyen kadınlar söylüyor şarkıyı..Ve Leyla Erbil, belki yazarken çok istediği için şu kırık bacaklı sallantılı düzeni yıkmayı, cümlelerini devire devire eşlik ediyor şarkıya. Buyurgan değil belki ama eli belinde satırlar döküyor avuçlarımıza. Avuçlarımız dolu dolu kalkıyoruz kitabın başından. Başkarakterimiz Zenime, “Hayatından bıkmış koltuklar, başeğmiş kapılar, baygın düşmüş eşikler ve isyana hazırlanan kitaplar..” la dolu bir evde, elinde hırçın, kışkırtıcı, sivri bir kalemle yazan bir yazar. Zenime’nin sayfalarında bodur şövalyeler, erkeklik organı biçiminde kılıçlar çizili. Bir savaşı tasvir ediyor Zenime bize. Avcı erkek, av kadın. Tanrı erkek, kul kadın. Yüce erkek, alçalmış, kıstırılmış, kapatılmış, sindirilmiş kadın. Tarihin en uzun ve en alçak savaşı. Zenîme’nin, kadının kimliğini bulamamasına, yok sayılmasına inat, birçok dil ve dinde ‘ben’ kelimesini nakarat gibi tekrarladığını görürüz. En’âm, ah’âm, es’em..Ben..Ben..Ne zor kendini bulamamak, nereye ait olduğunu bilememek. “Onlardan da değilsin sen, sen hiçbir yere ait değilsin, aitsiz kimliksin sen, “Aitsiz Kimlik!” der kendine Zenime. Sonra yine ekler: Ben. Kitabın en güçlü metaforu aynadır. Zenime aynada kendini göremez. “Baş eğmiştin bulantının sonuçlarına, sessiz sedasız, belleğinin bir gözünde saklı bireyi taşıyarak başlamıştın yeniden yaşamaya dünyamızda Pessoa gibi!” der. Sartre’nin Bulantı’sına ve Fernando Pessoa’ya gönderme yapar. Pessoa, ki Portekizce’de “hiç kimse” dir. Tıpkı Zenime’nin Türkçe’de “köksüz”
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019836 okunma
SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?
9/10
·443 syf.·
2019 3. kitabı
SPOILER!!!! ( Gerçi otobiyografik bir eserde spoylır mı olur bilmem ama olsun) Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum Yıkadılar aldılar götürdüler Babamdan ummazdım bunu kör oldum -Cemal Süreya Sizin hiç babanız gözünüzün önünde yüreğinden hançerlenerek öldürüldü mü? Üstelik kardeşiniz tarafından? İşte ilgili müziğimiz: youtu.be/xn2gTJk2fQk Daha önceden de dediğim şeyin sonuna kadar ardındayım. Yaşar Kemal kitaplarını okumadan evvel, onun kendisi ve hayatı hakkında bilgiler içeren Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor ve Bu Diyar Baştan Başa serisini okumakta fayda var. Bunları okumadan Yaşar Kemal kitaplarının hazzı yetim kalır. Neden mi? #29825312 #25404127 incelemelerinde anlatmaya çalıştıydım evvelden. Yineleyeyim kısaca. Yaşar Kemal aslında bir romancıdan öte bir destancı, aşık, ozan, gezgin, gözlemci. Yani Homerosoğlu. Bunu çokça zikretmiştik zati. O hiç görmediği, yaşamadığı veya işitmediği şeyi yazmaz. Gözlemlerini, bu toprağın insanlarının sorunlarını, aksayan kanayan yaralarımızı ve notlarını kendi kalın camlı kemik çerçevesinden aktarır bizlere. Hemi de tek gözüyle. Burada değinmek istediğim “Kimsecik” serisi, aslında Yaşar Kemal’in ve ailesinin öyküsüdür özünde. Şimdi değineceğim serinin ilk kitabı Yağmurcuk Kuşu . Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor kitabından da biliyoruz ki, Yaşar Kemal’in ailesi Van’dan Çukurova dolaylarına göçüyor ve oraya yerleşiyor. Bu göç sırasında yolda bir çocuk bulurlar. Her yeri yara bere, kurtlar kımıl kımıl. Aile bu çocuğu yanına alır ve evlat olarak kabul eder. Yusuf’tur çocuğun adı.
Edebiyat
Yağmurcuk KuşuYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20131,265 okunma