Bir Meksika halk hikayesinden esinlenmiş İnci. Kızılderili Kino'yu, Juana'yı ve Coyotito'yu anlatır bu hikaye. Türküleri vardır Kino'nun halkının. Öyle ki her gördüklerini, her düşündüklerini, her yaptıklarını, her duyduklarını türkülere dökmüşlerdir. Yoksul bir inci avcısı olan Kino ve eşi Juana'nın biricik bebekleri Coyotito'yu bir akrebin sokması ile başlıyor hikaye. Kasabaya doktora giderler. Ama ten renkleri farklıdır ve aynı zamanda fakirdirler. Doktor ilgilenmez. Ve Kino geri dönüp, dünyanın en güzel incisini bulur. Akrebin soktuğu çocuk da doğal yöntemlerle hayata tutunmuştur. İncinin bulunması Kino ve ailesi için değişimin başlamasına neden olur.
Öykü de yalnızca iyi ve kötü, siyah ve beyaz, uğurlu ve uğursuz vardır, hiçbir şeyin ortası yoktur. John Steinbeck okuyucuyu uyarıyor başlamadan, "Bu öykü bir kıssaysa, belki de herkes ondan kendine göre bir anlam çıkarıyordur, kendi yaşamını onda yorumluyordur." Kısa ve dolu dolu, vurucu bir öykü. Damağınızda leziz bir tat, ruhunuzda ince bir sızı bırakacak.