Aykut Kayğusuz

Aykut Kayğusuz
@atliproleter
Puan vermedi·325 syf.··
2026 5. kitabı
Algernon’a Çiçekler, insanın içine yavaşça işleyen, fark etmeden derinleşen bir hikâye. Okurken her şey sakin ve sıradan ilerliyormuş gibi geliyor ama sayfalar ilerledikçe içinin bir yerinde ince bir sızı oluşmaya başlıyor. Bu sızı büyüyor, ağırlaşıyor ve kitabın sonunda insanı sessiz bir hüzünle baş başa bırakıyor. Sanki birinin hayatına çok yakından tanıklık etmiş ve onu kaybetmiş gibi. Charlie ilk başta çok saf ve iyi kalpli biri. Hayatı basit ama bir o kadar da temiz. Sonra zekâsı artıyor ve dünya onun için bambaşka bir hale geliyor. Ama bu değişim sandığı gibi güzel olmuyor. Aksine, daha önce fark etmediği şeyleri görmeye başlıyor. İnsanların ona güldüğünü, onu ciddiye almadığını anlıyor. İşte o an kitap insanın içine dokunmaya başlıyor. En acı olan şey ise şu: Charlie ne kadar çok anlarsa, o kadar yalnız kalıyor. Eskiden ait olduğu yere artık ait değil. Ama yeni dünyada da kendine bir yer bulamıyor. Arada kalmış gibi. Bu his kitabın en ağır tarafı. Hikâyenin en sarsıcı yanı ise, bu değişimin kalıcı olmaması. Charlie’nin ulaştığı her şeyin bir gün elinden kayıp gideceğini fark etmesi, kitabı çok daha derin bir yere taşıyor. Çünkü burada sadece kaybetmek yok; kaybedeceğini bile bile yaşamak var. Bu, insanın içini yavaş yavaş kıran bir duygu. Ve kitap bittiğinde geriye tek bir his kalıyor: İnsan bazen anladığı kadar yalnızlaşıyor. Bir de şarkı bırakayım Charlie'ye... youtu.be/foKt6cvyH6k?si=...
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Modern Prometheus
Puan vermedi·272 syf.··
2025 20. kitabı
“Frankenstein”, insan doğasının karanlık köşelerini ve bilim ile etik arasındaki ince çizgiyi ustaca harmanlıyor. Victor Frankenstein’ın yarattığı varlık, aslında insan doğasının hem yaratıcı hem de yıkıcı yönlerini gözler önüne seriyor. Kitap, bilimin sınırlarını zorlamanın ve sonuçlarının sorumluluğunu almanın önemini vurgularken, aynı zamanda toplumun yabancılaştırıcı etkisini de irdeliyor. Victor’un kendi hırsı ve sorumluluktan kaçışı, yarattığı yaratığın trajik kaderini belirliyor. Yaratık ise, aslında masumiyet ve sevgi arayışı içinde, toplumun dışlamasıyla öfkeye ve şiddete yöneliyor. Bu çelişkili karakterler, eserin derinliğini ve evrenselliğini artırıyor. Sonuç olarak, “Frankenstein” sadece bir gotik korku hikâyesi değil, aynı zamanda insanın kendi yarattığı şeylere karşı olan sorumluluğunu sorgulatan, derin ve düşündürücü bir eser.
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Can Yayınları · 201921,7bin okunma
Puan vermedi·102 syf.··
2025 7. kitabı
Bir Meksika halk hikayesinden esinlenmiş İnci. Kızılderili Kino'yu, Juana'yı ve Coyotito'yu anlatır bu hikaye. Türküleri vardır Kino'nun halkının. Öyle ki her gördüklerini, her düşündüklerini, her yaptıklarını, her duyduklarını türkülere dökmüşlerdir. Yoksul bir inci avcısı olan Kino ve eşi Juana'nın biricik bebekleri Coyotito'yu bir akrebin sokması ile başlıyor hikaye. Kasabaya doktora giderler. Ama ten renkleri farklıdır ve aynı zamanda fakirdirler. Doktor ilgilenmez. Ve Kino geri dönüp, dünyanın en güzel incisini bulur. Akrebin soktuğu çocuk da doğal yöntemlerle hayata tutunmuştur. İncinin bulunması Kino ve ailesi için değişimin başlamasına neden olur. Öykü de yalnızca iyi ve kötü, siyah ve beyaz, uğurlu ve uğursuz vardır, hiçbir şeyin ortası yoktur. John Steinbeck okuyucuyu uyarıyor başlamadan, "Bu öykü bir kıssaysa, belki de herkes ondan kendine göre bir anlam çıkarıyordur, kendi yaşamını onda yorumluyordur." Kısa ve dolu dolu, vurucu bir öykü. Damağınızda leziz bir tat, ruhunuzda ince bir sızı bırakacak.
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
9/10
·496 syf.··
2024 25. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2024 19:09
Kitabın arka kapağındaki yazı şöyle başlıyor; Tolstoy'un "mürekkep hokkasının içine vücudundan etler bırakarak" yazdığını söylediği ölümsüz eseri Anna Karenina... Ve devamında okurun "sayfaların içine ruhumdan kabuklar bıraktım" diyeceği romanlardan Anna Karenina... Öncelikle Yordam yayınlarının bu iki ciltlik baskısına değinmeden geçmeyeceğim. Kitabi okurken enfes bir lezzet aldım çeviriden. Genelde Hasan Ali Yücel klasiklerinden okunur ama ben Yordamı denemek istedim ve hiç pişman değilim. Çok başarılı bir çeviri olmuş. Bütün muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir. Bu hikaye de Anna'nın bir tren yolculuğu ve bu tren yolculuğu sonunda Vronski ile tanışmasıyla başlıyor. Kimdir bu Anna Karenina? Genç, güzel, ihtiraslı, muhteşem bir kadındır. Peki nedir Anna'yı diğerlerinden ayıran özellik? Asıl hikaye de böyle başlıyor işte. Kendisine dayatılan 1800 lü yıllar Rusya'sının kadın kalıbını Anna'nın reddedişiyle başlıyor. Aşk cesur insanların işidir. Anna da evli olduğu halde Vronski'ye olan aşkını sonuna kadar götürüyor. Evet gerçekten sonuna... Kitabı okumam uzunca zamanımı aldı, ancak bu süreçte kitapla olan alakam ve bağım hiç kesilmedi. Normalde bu kadar zamana yayılınca bir yerlerde sıkılırdım. Ancak durup düşündüğüm bu uzunca zamanda Tolstoy özellikle kitabın ikinci karakteri olan Levin ile bana derin derin soluklanacağım ve anlamın dipsiz kuyularında kaybolacağım paragraflar sundu, dönüp dönüp tekrar okuyacağım, beni derin, uçurum kenarı düşüncelere misafir etti ve bu misafirlikte uzun süre kalmamı sağladı. Zaman zaman gözlerim doldu, ruhumla birlikte. Kitabı kapadım ormanın da ruhunu içime çekerek uzun uzun düşündüm Levin sayesinde. Anna benim için yan karakter oldu kitapta. Neyse Levin
Anna Karenina - Cilt 2Lev Tolstoy · Yordam Edebiyat · 2023978 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2024 17. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2024 13:40
Mevlevi şeyhi Ahmet Nurettin, kardeşi Harun'un tam olarak belli olmayan bir suçtan dolayı hapsedilmiş olması nedeniyle kardeşinin suçunu anlamaya çalışır ve onu kurtarmak için girişimlerde bulunur. Ne var ki kısa zamanda acı gerçekle karşılaşır, kardeşi öldürülmüştür. Olayın peşini bırakmayan şeyh Ahmet kardeşi gibi hapse atılır ve zor zamanlar geçirir. Her zaman karşılaşacağımız gibi düzeni kuran düzenin sahipleri Ahmet Nurettin'i de kardeşi gibi cezalandırmışlardır (suçsuz yere). Bu olaylar Ahmet'te büyük değişimlere sebep olur. Artık o şeyhliğin verdiği hoşgörüyü bir kenara bırakır ve intikam ateşiyle yanar tutuşur. Kitap dilinin sadeliği ve akıcılığı, anlamının derinliği ile okuyucuya güzel bir tat bırakıyor. Güzel bir kitap sizleri bekliyor. Okumamış olanlara gecikmeyin derim. Keyifli okumalar...
Derviş ve ÖlümMeşa Selimoviç · Timaş Yayınları · 20242,187 okunma