Müslüman geleneğinde 19. yüzyıldan önce de Müslüman yöneticiler; dini, siyasi bir araç olarak kullanmışlardır. Bu zamanlarda dinsel değerler, çatışmaların araçları durumundadır. Siyasal İslamcılıkla beraber, dinin ilkeleri bizzat çatışmaların kaynağı durumuna evrilmiştir; çünkü siyasal İslamcı zihin, son beş asırlık süreçte Müslüman ülkelerin geri kalmalarının sebeplerini doğru tespit edememiştir. Daha doğrusu ideolojik Müslüman zihni bir ironi yaşamaktadır. Bu zihin, söylemlerini, algıladıkları İslam’a; uygulamalarını ise geleneksel İslam’a dayandırmaktadır.