Eyüpcan Işık

ki zaman sonsuzluk cennetinde kovulmuş yaralı bir hayvandır görürsün saydam tenindeki "an" denen seyirmeleri yelkovanların uçlarına eklemlenen akreplerden kılcal damarlarla inleyip durur ve ömür denir buna ki gök ile dövülmüş ve kızışmış bir demir iner anın ortasına ve vardır her zaman başının üstünde bir demokles kılıcı gibi her daim kendini sokmaya hazır akrep iğnesi taşıyanlar ceplerinde çölden bir mendille mavi göğün altında akıllarını taharet eden ve et gibi birkaç şiir ve feylesif alıntılar kurutan her daim obsesiflikten kızarmış aklının balkonunda ama her insan biraz Hz. Süleyman'a öykünür sonuçta kelime cinlerinden cümle mabetleri inşa ederken elbette bütün bu kelimeler ve harfler, bir seyirmedir zaman dediğimiz bu yaralı hayvanın saydam teninde ve seyirirken sıyırmamak için bana düşen her daim kendimi tanımaktır, dayandığını sopaları kemiren kurtları uzak tutmaktır, öykünüyorsun unutma, öykülere sarınıyorsun, bir öykü oluyorsun sonra tenimin altındaki kızıl galaksinin içinde Allah'ı okumaktır yine bana düşen deriden bir rahlede, tefekkürün güneşinde kurumuş.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Eyüpcan Işık

, bir kitap okudu
Puan vermedi·64 syf.·
Beğendi
·
2023 15. kitabı
Ivan Turgenyev
7.3/10 · 623 okunma
Resaam ve tablosu ayrı şeylerdir, demek isterdim sana, bu paragrafın sonunda kendimle çelişeceğimi bilmesem. Sen aslında sosyalleşmek için dikkat eden, dikkat veren ve dikkat çekmeye çalışan, birlikteliğe önem veren bir ressam olabilirsin. Ama aynı zamanda tablona melankolinin mavi mumlarıyla aydınlanmış bir inziva odasındaki bir munzevi olarak da çizmeyi tercih edebilirsin kendini: -Ki işte şimdi çeliştiğim kısım geliyor- Elinde çevreni görmek ve başkalarının da seni görmesi için gibi tuttuğun o erguvan fırçan "Bakın ben buradayım, bu odada, yalnızım ama buradayım. Böyle bilinsin. Belki bir gün çıkar gelirsiniz. Fiziksel olarak olmasa bile, aklınızda benim burada olduğum bilgisinin aklınıza gelmesi, getirmeniz de bana bir uğramadır aslında." demiyor mu? Sen hem ressamsın, hem de o tablo.
Kierkeguardian bir post.
Yaşlanmak bir yangın; ölüm kulisteki yangını çığıran, ama alkış seslerinden kendini işittiremeyen bir palyaço.