"Hayatım boyunca almış olduğum kararlar yüzünden ve önemsiz şeylere haddinden fazla önem verdiğim için kendimi tenkit ettiğimi hatırladım. Peki ne yapacaktım? Hayatımın geri kalanında daha önceden almış olduğum kararları gözden mi geçirecektim yoksa cesaret edip yeni kararlar mı alacaktım?"
Pam Cope. -tabiri caizse- Hayat yolculuğu 16 yaşında tanıştığı ve liseyi bitirdikten sonra evlendiği Randy ile birlikte başladı. İlk ve tek öz çocuğu (neden öz kelimesini vurguladığımı birazdan anlayacaksınız) olan Jantsen çok geçmeden gözlerini dünyaya açmış, ancak bir şeyler ters gitmiş ve yoğun bakım ünitesinde 9 günlük endişeli bir bekleyişin ardından bu neşe dolu çift bebeklerini kucağına aldılar nihayetinde. Jantsen doğduktan birkaç yıl sonra ortak bir kararla Crista'yı evlat edinmişlerdir. Crista ile Jantsen uyum içinde kocaman ve o günün şartlarında lüks sayılabilecek koşullarda büyüdüler. Fakat bu ortam, Crista 11, Jantsen 15 yaşına geldiğinde ani bir ölüm ile ortadan ikiye yarılmıştır âdeta. Jantsen, ardında kimsenin tahmin edemeyeceği müthiş armağanlar bıraktı. Oğlunun ölümü vesilesiyle -vesile burda doğru kelime mi¿- Pam, varoluşunun sebebini bulmak için ne zamandır içinde sürüklendiği, pusulasız bir denizci gibi boşa dümen çevirdiği çemberden kurtuldu. Anakaraya vardığı ilk an varoluş sancısı bir anda panikleyerek uzaklaştı.
Amerika sahillerinden yola çıkarak ve devasa bir okyanusu katederek ulaştığı Vietnam, ilk durağı oldu. Bu mesafe bir insan için oldukça fazla iken, seyahat kavramı bir marketten başka bir markete ve akrabadan akrabaya gezdiği yol haritalarından ibaret olan Pam için inanılmaz bir olaydı. Vietnam'da karşılaştıkları durum içler acısıydı. dipnot:)
Vietnam'ın yakın tarihini ele alırsak kısaca şöyle özetlemek mümkün: Komünist bir hükumet, ülkeyi