Bir pazartesi günü idi. Günler, şu garip günler! Uykumuzun içinde saatleri başlayan günler! Uyandığımız zaman üçte birini arkada bırakmışızdır başlayan günün, kaldı mı üçte ikisi... Yap bakalım hesabını!.. Hey gidi pazartesi hey! Kaldı on altı saatin. Bir saat kavgaya say, bir saat düşünmeye koy, yemeye içmeye de bir saat, yarım saat olduğun yerde kestirmeğe, çeyrek saat bileti almağa, tünele, tramvaya, vapura binmeye... Say sayabildiğin kadar. Koy bu on saatin içine boşlukları doldur bakalım. Sevişmeğe koyabiliyor musun on dakika?...
"Hem bununla biz neyi halletmiş olacağız? Hangi meseleyi? Bir saadet meselesini mi? Bir saadet meselesi ise: iki kişinin mes'ut olmasından ne çıkar? Şimdiye kadar ne çıktı? Dünya mı değişti."