"Bunları biliyoruz" dedi ceset torbasını açan adam. Sedyeyi tutan kız tastikledi. Toprak kırıldı. Ben de kırıldım. Oysa annem toprağın altını bir eşelemeyegör derdi. Neler bulursun onda. Ilıklık bulursun önce, otların köklerini bulursun, karıncaların yuvalarını, çürümüş patates yumrularını, kırık çay bardaklarını bulursun. Toprağın altı uyuyana rüya, uyanıklara gerçektir. Gülümser gibi oldu ambulans şoförü. Ayla Abla gülümsemedi. Doktor ona "ağla sıkma kendini" demiş. İki eli iki yaprak gibi yanına düşmüş Ayla ablanın. Ağlayacak gibi oldum. Ama göz kapaklarım yoktu. Göz kapakları olanlar ise artık yanımda yoktu.
Ben Leyla. Ölürken küçük bir kız çocuğuna dönüştüm. Düşünce toprağın bağrına dizlerim kanadı önce. Apartman silikleşirken toprak yükseldi, Musa'nın hayali gözümün önünden kaybolur gibi oldu.
Bazıları için ölmek kolaydı. Uğursuz bir trenin gelmesi yetiyordu, tamamdı bu iş. Ama benim için göklere uçmak ne kadar güçtü. Herkes engel olmak için bacaklarımı tutuyordu.