Hayat -daha başka ne olursa olsun- kısa. Kader zalim olabilir ama rastgele değil. Doğa (Ölüm'ü kastediyorum) her zaman kazanır ama bunun ona boyun eğip ayaklarına kapanmamız gerektiği anlamına gelmez. Burada olmaktan ötürü çok mutlu olmasak bile, ne olursa olsun görevimiz kafamızı suya batırmak: Gözlerimizi ve kalplerimizi açık tutarak bu bok çukurunun içinden bata çıka geçmek. Ve ölümümüze kadar geçen sürede, topraktan gelip yine alçakça toprağa karışırken Ölüm'ün dokunamadıklarını sevmek bir şeref ve ayrıcalıktır.
Şüpheye düştüğümüzde ne yapmalı? Bizim için doğru olanın ne olduğunu nereden bileceğiz? Bütün psikiyatrlar, bütün kariyer danışmanları, bütün Disney prensesleri biliyor bunun cevabını: "Kendin ol." "Kalbinin sesini dinle."
Ama birinin bana açıklamasını gerçekten, gerçekten çok istediğim şey şu: Ya kişi güvenilmemesi gereken bir kalp taşıyorsa?