Reynaz

Reynaz
@avant_de_partir
Eklemek gerek Büyümesi gibi bir salyongozun Yıllarla değil, yıllarla değil Saniyelerle kıvrılmıştır kabuğum.
"Yolun çilesine katlananların yolun sonunda gördükleri aynadır" - adını unuttuğum bir dergiden, simurg yolunda giden 30 kuş için söylenmiş.
1000Kitap Kullanıcısı isimli okura yanıt verildi
Reynaz
Ne getirdin pekii
Reklam
"Yolun çilesine katlananların yolun sonunda gördükleri aynadır" - adını unuttuğum bir dergiden, simurg yolunda giden 30 kuş için söylenmiş.
1000Kitap Kullanıcısı isimli okura yanıt verildi
Reynaz
Hoşgeldiinn
Ders kitapları yeniden yazıldı: Beyin kendi kendini sürekli yeniden yaratır. Gould nörojenez miktarının yalnızca genlerimiz tarafından değil çevre tarafından da düzenlendiğini gösterir. Yüksek stres düzeyi yeni hücrelerin sayısını azaltabilir; keza güçlü bir hiyerarşide aşağıda olmak da (alt sınıf olmanın primatlardaki karşılığı budur) aynı etkiyi yaratabilir. Aslında stresli koşullarda yaşayan anne maymunlar, nöron oluşumu çok azalmış yavrular doğururlar, oysa stresi bizzat yaşamamışlardır.Fakat umut her zaman var: Stresin yaraları sağaltılabilir. Primatlar -dalları, saklı yiyecekleri ve değişen oyuncaklarıyla- dört dörtlük canlı ortamlara kapatıldıklarında, yetişkinlerinin beyinleri de hızla iyileşmeye başlamıştı. Dört haftaya kalmadan kötü hücrelerde köklü yenilenmeler yaşanmış ve bir sürü yeni bağ oluşturmuşlardı. Nörojenez oranları normal düzeylere dönmüştü. Bu veriler ne anlama geliyor? Zihin asla kurtuluşun ötesinde değildir, zira hiçbir çevre hücre oluşumunu öldüremez. Biz hayatta olduğumuz sürece beynin önemli kısımlarında bölünme gerçekleşir.
Reynaz
Son olarak, özgürlük hâlâ soyut bir fikir olsa da, nörojenez evrimimizin her zaman devam edecek şekilde ilerlediğinin hücresel kanıtıdır. Eliot haklıydı: Hayatta kalmak durmadan yeniden başlamaktır. Middlemarch'ta yazdığı üzere, "zihin fosfor kadar aktiftir." Hepimiz her güne hafif değişmiş yeni bir beyinle başladığımızdan, nöron oluşumu değişikliklerimizin asla sonlanmadığını gösterir. Hücrelerimizin sürekli altüst oluşu için de -beyinlerimizin bastırılamaz yoğrulabilirliği içinde- kendi özgürlüğümüzü buluruz.
Ders kitapları yeniden yazıldı: Beyin kendi kendini sürekli yeniden yaratır. Gould nörojenez miktarının yalnızca genlerimiz tarafından değil çevre tarafından da düzenlendiğini gösterir. Yüksek stres düzeyi yeni hücrelerin sayısını azaltabilir; keza güçlü bir hiyerarşide aşağıda olmak da (alt sınıf olmanın primatlardaki karşılığı budur) aynı etkiyi yaratabilir. Aslında stresli koşullarda yaşayan anne maymunlar, nöron oluşumu çok azalmış yavrular doğururlar, oysa stresi bizzat yaşamamışlardır.Fakat umut her zaman var: Stresin yaraları sağaltılabilir. Primatlar -dalları, saklı yiyecekleri ve değişen oyuncaklarıyla- dört dörtlük canlı ortamlara kapatıldıklarında, yetişkinlerinin beyinleri de hızla iyileşmeye başlamıştı. Dört haftaya kalmadan kötü hücrelerde köklü yenilenmeler yaşanmış ve bir sürü yeni bağ oluşturmuşlardı. Nörojenez oranları normal düzeylere dönmüştü. Bu veriler ne anlama geliyor? Zihin asla kurtuluşun ötesinde değildir, zira hiçbir çevre hücre oluşumunu öldüremez. Biz hayatta olduğumuz sürece beynin önemli kısımlarında bölünme gerçekleşir.
Reynaz
Sinirbilim bu keşfin derin anlamlarını daha yeni yeni keşfediyor. Hipokampus, yani beynin öğrenme ve belleği düzenleyen kısmı, sürekli yeni nöronlarla güçlendirilir ve bu da bizim yeni fikirleri ve davranışları öğrenmemize yardımcı olur." Diğer bilimciler antidepresanların (en azından kemirgenlerde) nöron oluşumunu tetiklediğini keşfettiler. Böylece depresyonun serotonin eksikliğinden değil son kertede yeni nöron sayısındaki azalmadan kaynaklandığını söylemiş oluyorlardı." Nörojenez yolunu hedefleyen yeni bir grup antidepresan geliştiriliyor. Nedeni bilinmese de, yeni doğmuş beyin hücreleri bizi mutlu etmektedir.