İkisinden biri gözlerini kaldırdığında ötekinin, lambanın yarattığı soluk gölgenin karabulutlarla örttüğü şefkat dolu bakışlarını sevgiyle kendisine çevirdiğini görüyordu.
Geçmişlerini arayan artık geçmişte var olmayan geçmişe boğuk sorular yönelten bu gölgeler onların kendisi değil miydi? Gölgeler, canlanmak isteyen ama artık bunu başaramayan gölgeler...Ne kadın eski kadındı ne de adam eski adam...
İkide bir o günlerle bugünü karşılaştırmam için beni dürten şey nedir böyle? Ona bugünden söz etmeyi neden başaramıyorum? O günler ve geçmiş zorla aramıza giriyor.
Ama aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıyla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığı ile kendini zikir ve itiraf edildiği zaman gerçek aşktı.