zehra salkim

zehra salkim
@avesta
''Yalnızlar sever edebiyatı bilirsiniz...'' Son Oyun, Ahmet Altan (Sayfa 49)
Sayfa 49
Reklam
TURNA,BULUT VE YAĞMUR Yeni ve çıplak bir fotoğraf olamadı Yağmurların yüküyle aktı gitti Yarım akıllıydım ardına takıldım Diz çökmedim yolların karşısında Ey dağ masalının kahramanı geri dön Yüzünü dön rüzgara Fotoğraf yaşamayandır Gülmeyen ,ağlamayan asla Bir turna bir şarkı mırıldanır Gönlünü kaptırır buluta Ağla ey yağmur,sen hep ağla Aslında bu çığlık bir veda __________________________________________________ Yıldızlar geceye renk verirken ... Seni hatırlarım ...
Doğruyu söylemek doğru yapıldığı anlamına gelmez.Doğruyu oturtmak için sürekli çabalı olmak gerekir...
Seneler Geçsin,Sen Beni bil ben seni bileyim istiyorum. Benim olduğun kadar dostlarının,Dostlarının olduğun kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım. Yaşayalım ki,Öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip,içip arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki,yalnız sıkılmak sıkmalı bizi. Yaşayalım ki,paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi,evimizde,bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek…. Böylece yaşamalıyız işte. Sonra çocuklarımız olmalı,Düşünsene senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırasıyla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, Söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız. Zaman su gibi akıp giderken,Herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutluda olsa,Kötüde olsa,Yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce yada gidince aklar, Çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden. Kavgasız,Her sabah cinayetle uyanılmayan,Sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip,Sandalyelerimizde sallanmalıyız.
Edebiyat
Kuyu. Zindan. Dünya. Ahiret. Kur'an-ın en güzel kıssasında dört kelime, dört kapıyı açıyordu: İman. Aşk. Sadakat. Vuslat...