Kitap tıpkı ismi gibi; SU gibi akıp gitti elimden. Dili, anlatımı, olay örgüsü, geçişleri cok güzel işlendiğinden insan elinden bırakamıyor, tek nefeste okumak istiyor. Kitapta işlenen konu verilen mesajlar öylesine derin ve fazla ki töre, kadın cinayetleri, kadın-erkek eşitsizliği, hayvan sevgisi, alevilik, gelenek ve görenekler biraz polisiye tarzında ama aynı zamanda mitolojik vurgularla ve şamanizmle dile getirilmiş. Kitap sayesinde eski geleneklerimizi, günlük yaşamımıza yapışmış pek çok davranış ve inanışın aslında eski Türk gelenekleriniyle ve Şamanlık ile bağlantılı olduğunu da fark ediyor insan. Ben kitabı çok beğendim ve vakit kaybetmeden serinin ikinci kitabını da elime aldım.
“…bir söz, bin hareketten üstündür. Söz kılıçtan keskindir. Bir fikir, bin kişiden güçlüdür. Bu yüzden diktatörler düşünen
ve fikir üreten insanları daima zindana atar ve yok etmeye çalışır.”