Dolunay Elisa, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

Payesiz insanları, toplumun verdiği maskeleri yere çalmış insanları severim ben. Kadın kadındır, erkek erkek ve kimse polis, avukat ve doktor değildir.

Dünyada Bırakılmış Mektuplar, Çetin Altan (Sayfa 99)Dünyada Bırakılmış Mektuplar, Çetin Altan (Sayfa 99)
Ahmet Biçer, bir alıntı ekledi.
19 May 16:17 · Kitabı okuyor · Beğendi

Entelektüel'in Sağ'ı Sol'u
Sağın temsilcileri için entelektüel, ya karışıklık çıkarmaktan hoşlanan, huysuz, hırçın , ukalâ bir "deklase"; vekaletnamesi olmayan bir avukat; şarkı söyleyeceğine bildiriler imzalayan bir ağustos böceği; yahut da heyecansız, suya sabuna dokunmayan bir bilgi uzmanıdır. Sol, aydına bazan dost, bazan düşman. Daha doğrusu entelektüel, kendilerinden olmak şartıyla alkışlanmağa lâyıktır. Sağ entelektüel, çoban köpeğidir. Esasen entelektüelin sağı olmaz. Entelektüel, yükselen bir sınıfın şuurudur, yani bir devrimcidir.

Mağaradakiler, Cemil Meriç (Sayfa 24 - İletişim Yayınları)Mağaradakiler, Cemil Meriç (Sayfa 24 - İletişim Yayınları)
hatice bahadıroğlu, 4 3 2 1 inceledi.
 19 May 00:57 · Kitabı okudu · 40 günde

Archie Ferguson karakterinin 4 farklı yaşamı üstüne kurulu romanı. Bazen kendimize sorarız “o iş teklifini kabul etsem ne olurdu “ ya da şu adam/ bu kadınla evlensem nasıl bir hayatım olurdu . Ya da o gün o yoldan gitmeyip aşağı yoldan gitsem. Şu okula gitmesem de bu okulu seçseydim. Felsefeci olmasam da avukat olsaydım. Paul Auster kendi hayatını sorgulayarak bunları bize de sorgulatıyor. Ben zaten bu Hikayelerin içinde varım diyor. Bunları okurken arka perde de Amerikan tarihini, ırk savaşlarını, Vietnam ‘ı , Keneddy suikastını vs vs okuyoruz. Bunun dışında çok ciddi bir kitap listesi ve film listesi sizi bekliyor. Ben kitabın ortalarında listeyi not almadığım İçin pişman oldum. Siz yapın. Keyifli okumalar herkese. Sevgiler.

TSena_gl, Kayıp'ı inceledi.
18 May 22:15 · Kitabı okudu · 2 günde · 5/10 puan

Osman Aysu'dan okuduğum ilk kitap, hal böyle olunca da diliyle de ilk defa tanışmış oldum, peki beğendim mi? Pek beğenemedim açıkcası; fazla düz bir anlatıma sahipti, bu sebeple de duyguları hissettirmede de yetersizdi. Bazı kitaplar düz bir anlatımla bile güzel görünebiliyor, evet ama bu tarz kitapların da konusu iyi olmalı; ben, konusunu da pek beğenemedim. Kısacası akıcı bir kitaptı ama beğenemediğim bir kitap oldu.

Kazada ölen bir babanın ardından kızının bulduğu bir defter ve defterde yazılan cinayetler... Aile içinde saklanan sırlar ve aileyi gelen tehditler... Ve tüm bunların içine çekilmiş bir avukat.

Yazar, kitabın sonunda ters köşe yapmak istemiş ama bende öyle bir etki bırakmadı. Kaan karakterinin kendi içinde bir şeyleri sorgulaması güzeldi ama sonrasında bu sorgulamalarını öylece bir kenara bırakması da sinir bozucuydu. Kitapta bir şeyi çok mantıksız buldum, spoil olmadan nasıl açıklayabilirim bilmediğimden bu konuda daha fazla yorum yapamıyorum.
Bir insanın, iğrenç bir plan doğrultusunda kendini bu derece basitleştirmesi beni fazlasıyla rahatsız etti.
Para için yapılan şeylerin bir sınırı yok, bu kitapta da bunu tekrar görmüş oluyoruz.
Neyse ki sonu tatmin ediciydi.
Osman Aysu'nun bir kitabı daha var bende, onu da okuyacağım umarım onu beğenirim.

Gülcan Bülbül, Engerek Projesi: Köz'ü inceledi.
18 May 18:45 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Merakıma yenik düşüp kitabı bir gecede bitirdim. :))
.
Avukat Özlem, yalnız yaşayan ve çok çalışan bir kadındır. Bir akşam geç saatlere kadar ofisinde çalışırken birkaç dakika rahatlamak için başını sokağı gösteren pencereye çevirir. Issız sokakta, pejmürde kıyafetler içerisinde yabancı bir genç karşıya geçmek üzeredir. Kendi kendine adamla ilgili senaryolar kurar.
.
Merakına yenik düşer ve adamla konuşmaya çalışır. Adının Ayaz olduğunu söyleyen adam onunla sanki başka bir gezegenden gelmiş gibi konuşunca, Özlem yine merakına yenik düşer. Ve Ayaz'ı her gördüpü vakit ondan bir şeyler öğrenmeye çalışır.
.
Bu kadar değil elbet. Sonra bir şekilde birkaç yıl önce ölen kız kardeşi ile Ayaz'ın bir şekilde bağlantılı olduğunu öğrenir. Ama sadece hikaye bu kadarıyla bitmiyor. Düşündüğünüz gibi kanlı sahneler falan yok. Ortada tee Selçuklu Devletine dayanan bir gizem, bu gizemin içinde de üç kişi var. Daha fazla ayrıntı vermiyorum. tavsiye ederim.

* ilge, bir alıntı ekledi.
18 May 18:07

Kadın&erkek
Woolf bu mektuba verdiği cevaba, avukatla kendisi arasında sahici bir diyalog kurulamayacağı şeklinde iğneleyici bir gözlemle başlıyordu. Öyle bir diyalog kurulamazdı, çünkü, onlar her ne kadar aynı sınıfa, 'eğitimli sınıfa ait olsalar da, aralarında onları ayıran muazzam bir uçurum bulunmaktaydı: avukat bir erkek, yazar ise bir kadındı.

Başkalarının Acısına Bakmak, Susan SontagBaşkalarının Acısına Bakmak, Susan Sontag
.., bir alıntı ekledi.
18 May 16:51 · Kitabı yarım bıraktı

Derbeder mahkum bir karyolada oturmakta, züppe avukatı da önünde ayakta durmaktadır. "Canımı asıl sıkan", der mahkum, "on iki soygunla suçlanmam." Avukat karşılık verir: On iki soygun. Harika! Sabit fikirlilik savunması yaparım.

Yalanlar Bilimi Psikiyatri, Thomas SzaszYalanlar Bilimi Psikiyatri, Thomas Szasz
Librarian, Sır Gibi Sakladım'ı inceledi.
18 May 10:24 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Sabrina Jeffries'i, hikaye akışını sürükleyici kılmakta oldukça başarılı bir yazar olarak buldum. Karakterleri okuyucunun zihninde ağır ağır oturturken, olaylara ve kişilere karşı olan içsel irdelemelerini insanı boğmadan vermiş. Kurgunun ilerleyişi sırasında dahil olan diğer karakterler, kahramanların kimliklerini pekiştirici bir şekilde işlenmiş. Ki seriler halinde yazan birisi olarak, bu özellik diğer romanlarını okurken çok daha anlamlı bir hale gelecek gözüküyor.
Minerva ile Giles'ın hikayesinin anlatıldığı bu romanda tek eksikliğini hissettiğim biraz daha macera ve gerilimdi açıkçası. Ülkesi adına casusluk yapan bir avukat olan Giles ile baktığı, duyduğu, hissettiği her şeyi irdeleyici bir kimliği olan hayal dünyası engin Minerva'nın ilişkisine de bu giderdi gibi geliyor. Ama bunun dışında su gibi akıp giden tatlı bir romandı.

Saydam adam, bir alıntı ekledi.
17 May 23:21 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Önümde uzanan yolu görebiliyordum. Yoksuldum ve yoksul kalacaktım. Para değildi özellikle istediğim. Bilmiyordum ne istediğimi. Hayır, biliyordum. Saklanabileceğim, saklanıp hiçbir şey yapmak zorunda kalmayacağım bir yer istiyordum. Bir şey olma düşüncesi beni korkutmakla kalmıyor, hasta ediyordu. Avukat, danışman, mühendis veya benzer bir şey olmayı düşünmek bile olanaksızdı benim için. Evlenmek, çocuk sahibi olmak, aile kurumunun kafesine girmek. Her sabah aynı işe gidip akşam dönmek. Olanaksızdı. Aile pikniklerine katılmak, Noel, 4 Temmuz, İşçi Bayramı, anneler günü. Bu tür şeylere katlanmak için mi dünyaya geliyorduk? Bulaşıkçılık yapmayı, akşamları küçük odamda içki içip sızmayı yeğlerdim.

Ekmek Arası, Charles BukowskiEkmek Arası, Charles Bukowski
Aybüke Köstek, bir alıntı ekledi.
17 May 11:34 · Kitabı okuyor

Şiza bizi avukat,doktor ve aynı zamanda aktivist olan kadınlarla tanıştırdı;bu bize kadınların önemli meslekler edinebileceklerini ama aynı zamanda kültürlerini ve geleneklerini korumaya da devam edebileceklerini gösterdi.Sokaklarda örtünmeyen,başları tamamen açık kadınlar gördük.Ben de bazı toplantılarda başımı örtmemiştim,artık modern bir kız olduğumu düşünüyordum.Sadece başını örtmenin insanı modern yapmayacağını daha sonra anlayacaktım!

Ben, Malala, Chiristina Lamb (Sayfa 239 - Epsilon)Ben, Malala, Chiristina Lamb (Sayfa 239 - Epsilon)