Aha gömdü adamları :)
Yargıçlar. Bir işe yarasalardı avukat olurlardı. The Simpsons, S. 27 B. 19
İMAM GAZALİ - İHYÂU ULÛMİ'D-DÂN (TEVEKKÜL KİTABI) BİRİNCİ DERECE: Vekile İtimat Etmek (Avukat Benzetmesi) Bu mertebe, tevekkülün başlangıç seviyesidir. Kul, aklı ve imanıyla bilir ki Allah en adildir, en merhametlidir ve her şeye gücü yetendir. İmam Gazali bunu şu klasik örnekle açıklar: "Bu derece, bir insanın mahkemedeki çok çetin bir davasını savunması için ülkenin en bilgili, en dürüst, kendisine en şefkatli ve asla rüşvet yemeyen mutemet bir avukatını (vekilini) tayin etmesine benzer. O insan, avukatına o kadar güvenir ki 'Benim yerime o konuşuyor, o hakkımı savunuyor, benim haklarımı benden daha iyi korur' diyerek kalbini ferah tutar ve davayı düşünmeyi bırakır."Kulun bu derecedeki tevekkülü, Allah'ın vaadine, rızık kefaletine ve koruyuculuğuna iradî olarak güvenmesidir. Kalbi sakindir ancak hâlâ kendi iradesinin, duasının ve taleplerinin farkındadır.
Din İslam
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizim Memleket Bizim memleketten haber sorarsan Kimi açtır kimi toktur efendim Koltuğu bulanlar bizi unuttu Arada sürünen çoktur efendim Avukat elinden hakim şaşırdı Adalet sabrını böyle taşırdı Soyguncu fakirde boza pişirdi Akıl fikir vicdan yoktur efendim Seneler geçse de onmaz bu yara Fakir fukaraya güneş kapkara Devrin peygamberi kesildi para Hastaları çiğ yer doktur efendim Mahzuni Şerif'im kime darılır Sazı koyar başka şeye sarılır Bir gün her zalimden hesap sorulur Çünkü Hakk'ın yolu haktır efendim - Aşık Mahzuni Şerif Afşin
1000Kitap
💫Üç kadın ,üç hikâye,üç kilit taşı... Zekiye,Nil,Berfin.. 🌿Zekiye; kadere,töreye inat, cesaretiyle kızına ışık olmak isterken Nil'e de aile olan bir kadın, bir anne. 🌿Nil; azimli,dik başlı, kaderi annesine benzemesin diye uğraşan, intikam diye çıktığı yolda kadın dayanışmasının güzel bir örneğini sunan başarılı bir avukat... 🌿Berfin; tek kurtuluşunun ve amacının okumak olduğunu bilen, sakat koluna rağmen hayatla bağı hiç kopmayan güzel mi güzel bir kız... Bu kadınların hikâyesi bir yerde birleşiyor. Ama nasıl? Nil, annesini ve babasını bir kazada kaybediyor. Babasının annesini aldattığını yıllar sonra öğreniyor ve sevgilisi Demir'e anlatmasıyla kendilerini Mardin de , hikâyenin başladığı yerde buluyor. Ve düğümler, sırlar, ayrılıklar, sevdalar bir anda anlam kazanıyor. Sema Soykan'ın kalemini bilenler bilir. Size bir olayı anlatır, aşkın peşinden koşturur ama hep bir bilgi deposudur. Kadınlarla ilgili de öyle güzel anektodları vardı ki... Altını çizmekten, alıntılamaktan yoruldum.😅 Öyle güzel bir kitaptı. Öyle ki kadınlarla ilgili ilk kadın muhtarımızdan, ilk kadın avukata, ilk vekile, törelerin kadınlara uygun bulduğu insanlık dışı hükümlere, sadece bizim toplulumuzda da değil kadınlara Naziler tarafından, Sırplar tarafından yapılan işkencelere kadar tarihi yönü ve bilgi birikimi yüksek bir kitaptı. Sonunda Nil'in annesi ve Ziya Noyan arasında yaşananlara da şaşırdım kaldım, beklemediğim bir yerden geldi. Çok sevdiğim, tavsiye etmekten çekinmeyeceğim bir kitap daha. Lütfen okuyun.🙏🥹 Kilit Taşı Sema Soykan
—Avukat değilmişsin. Paralı askermişsin. Muhtemelen delta timinden. —Yok öyle bir şey. —Özel kuvvetler delta timi komutanı çavuş Yoon Dong-hyun, bana biraz yardımcı oldu. Kim olduğunu biliyorsun değil mi? Senin askerliğini bitirip terfi alan adam.
Funda'dan...
Görünmez Kahramanlar: Bir Kâtibin Seyir Defteri 🖋️ Herkes mahkeme salonlarındaki büyük davaları, hararetli savunmaları ve havada uçuşan kanun maddelerini konuşur. Ama kimse o salonun en derin, en gizemli ve en güçlü öznesinden bahsetmez: Kâtiplerden. Bizler adalet saraylarının dilsiz uşakları, duruşma salonlarının en asil sessizliğiyiz. Hakim konuşur, savcı konuşur, avukat konuşur... Bir tek kâtip susar. Ama o sustuğunda bile adalet onun parmaklarının ucundan akar. Kulaklarımızdan nice hayatlar geçer; sevinçler, ihanetler, gözyaşları, sırlar... Biz hepsini duyarız. Ve hepsini kendimize saklarız. Çünkü biliriz ki; Kâtip biraz sır küpüdür, biraz da mezar taşı... Üzerine ne yazılırsa yazılsın, onu sonsuza kadar muhafaza eder. Kalemde telefonlar hiç susmaz. Avukatların talepleri bitmez. Ömrümüz, adaletin çarkları dönsün diye müzekkere yazmakla geçer. Bir dosya karara çıkar. Hakim gerekçeyi yazar. Biz o karara ruhunu verir, sisteme işler, adaleti resmiyete dökeriz. Kimse fark etmez belki ama; Bir adliyenin hafızası duvarları değildir. O hafıza, her gün binlerce kelime yazan kâtibin elleridir. Tam da Adalet Bakanlığı'nın alım yaptığı şu günlerde, bu mesleğe adım atmayı düşünenler varsa bilsinler ki; Biz sadece yazı yazmıyoruz. Biz hayatların seyrini kayda geçiriyoruz. Klavyeden çıkan her tıkırtıda bir insanın hakkı, emeği ve kaderi saklı. Çünkü bazı meslekler alkış için yapılmaz. Kâtiplik; susarak emek vermenin, görünmeden adalete hizmet etmenin adıdır. Ve unutmayın;