"Ablam birçare, sadece babasının kızı, sade, temiz, fedakâr, her şeye razı. Razı ve tahammülsüz. Gülmemiş, gülmeyen insan kendine ait hiçbir saadet ve tatmin payı yok"
Sayfa 36 - Dergâh Yayınları, 4. Baskı: Haziran 2017·Kitabı okudu
Roman ve hikâyelerinde insan talihinin, kaderin üzerinde o kadar duran kişilerin genetik mirasını belki bir kader gibi, belki mizacın kaynağı olarak irdeleyen, özellikle Huzur'da başta Nuran olmak üzere irsiyet yoluyla gelen yalnız karakter özelliklerini değil mutsuzluk, ihanet gibi durumları da didik didik edip sorgulayan Tanpınar'ın Batumlu babasından, cetlerinden hiç söz etmemesi tuhaftır. Hemen her an kendisi ile karşılaşmaktan, kendini anlatmaktan âdeta
hazzeden,³⁶ babası öldüğünde otuz üç yaşında olan Tanpınar babasının çocukluk, gençlik yalları ve çevresi hakkında bir şeyler kurcalamamış mıdır? Ne yazılarında, ne de mektup yahut daha da mahrem olan günlüklerinde babasının doğduğu Batum'a, Artvin'e karşı hiçbir tecessüsü yoktur. Mızrakçıoğulları kimlerdir? Dede kimdi? Uzak, yakın cetler? Bunlardan kendisine intikal etmiş genetik özellikler? Hiçbiri!
³⁶ "Bir gün Türkiyat'ta yine uykusuzluğundan, rüzgârlardan, yukarısında tepinen komşulardan bahsediyor, nükteler, komiklikler yapıyordu. Gençlerden biri "Kendinizle çok alâkadar oluyorsunuz" dedi. Hamdi Bey daima olduğu üzere derhal komiği buldu: "Daha enteresan bir mevzu bulun da onun üzerinde konuşalım" diye cevap verdi." Mehmet Kaplan, "Hamdi Bey'i Nasıl Tanıdım?" (Dergâh,N. 1,. Mart 1990, s. 23, Bir Gül, s. 406).
Dergâh Yayınları, 4. Baskı: Haziran 2017·Kitabı okudu