daşdibek

Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Roman ve hikâyelerinde insan talihinin, kaderin üzerinde o kadar duran kişilerin genetik mirasını belki bir kader gibi, belki mizacın kaynağı olarak irdeleyen, özellikle Huzur'da başta Nuran olmak üzere irsiyet yoluyla gelen yalnız karakter özelliklerini değil mutsuzluk, ihanet gibi durumları da didik didik edip sorgulayan Tanpınar'ın Batumlu babasından, cetlerinden hiç söz etmemesi tuhaftır. Hemen her an kendisi ile karşılaşmaktan, kendini anlatmaktan âdeta hazzeden,³⁶ babası öldüğünde otuz üç yaşında olan Tanpınar babasının çocukluk, gençlik yalları ve çevresi hakkında bir şeyler kurcalamamış mıdır? Ne yazılarında, ne de mektup yahut daha da mahrem olan günlüklerinde babasının doğduğu Batum'a, Artvin'e karşı hiçbir tecessüsü yoktur. Mızrakçıoğulları kimlerdir? Dede kimdi? Uzak, yakın cetler? Bunlardan kendisine intikal etmiş genetik özellikler? Hiçbiri! ³⁶ "Bir gün Türkiyat'ta yine uykusuzluğundan, rüzgârlardan, yukarısında tepinen komşulardan bahsediyor, nükteler, komiklikler yapıyordu. Gençlerden biri "Kendinizle çok alâkadar oluyorsunuz" dedi. Hamdi Bey daima olduğu üzere derhal komiği buldu: "Daha enteresan bir mevzu bulun da onun üzerinde konuşalım" diye cevap verdi." Mehmet Kaplan, "Hamdi Bey'i Nasıl Tanıdım?" (Dergâh,N. 1,. Mart 1990, s. 23, Bir Gül, s. 406).
Dergâh Yayınları, 4. Baskı: Haziran 2017·Kitabı okudu
Tanpınar'ın, sanatı ve fikirleriyle sağlığında pek ilgi uyandırmadığı muhakkaktır. Günlüklerinde çevresinin kendisine olan ilgisizliğinden bahsetmesi yersiz bir vehim değildir insan olarak belki eli ve kapısı her zaman açık bir dost telakki edilmiş ancak bu telakkiye biraz da merhamet ve yeni yetme saf bir çocuğa duyulan küçümseme sevgisi karışmıştır. Bir hastalığı sırasında çok yakın dostu Adalet Cimcoz'un yazdığı şifa temennisi bâbındaki yazısında geçen "Hamdicik" laflarından epey kırıldığı anlaşılıyor: "Adalet'in yazısı güzel değildi. Şairden, şair hastalığından böyle bahsedilmez. Kadıncağız yarım sütunu doldurma gayretiyle neredeyse beni cami kapısına bırakılmış piç yapacaktı. Hele o Hamdicik'ler..." Tanpınar haklıdır, ama gerçekte O yakın çevresi için hep Hamdicik olarak kalmıştır.
Sayfa 11 - Dergâh Yayınları, 4. Baskı: Haziran 2017 / Önsöz·Kitabı okudu