“Hayat özenle ve soğukkanlılıkla herkesin maskesini indirir. Birkaç maskesi vardır herkesin, kimisi bu birkaç maskeden yalnızca birini kullanır, sürekli kullanılan o maske de doğal olarak kirlenir, yıpranır.”
“Beni teselli eden tek şey ölümden sonraki hiçlikti. İkinci bir hayat fikri korkutuyordu beni, mahvediyordu. Henüz içinde yaşamakta olduğum dünyaya dahi alışamamışken öbür dünya neyime gerekti benim?!”
“Kendi kendime eğer herkesin gökyüzünde bir yıldızı olduğu doğruysa benimki uzakta, karanlık ve anlamsız bir yıldız olsa gerek; belki de benim hiç yıldızım yok diye düşündüm.”
“Biriyle konuşurken, bir işle uğraşırken ya da herhangi bir konuda sohbete dahil olurken aklım bir yerde, kalbim başka bir yerde oluyordu genellikle ve bu nedenle içten içe kınıyor, ayıplıyordum kendimi. Dağılıp parçalanmış, bir yığına dönüşmüştüm, sanki hep böyleydim ve böyle kalacaktım artık: Acayiplikler ve uyumsuzluklar karışımı. Tahammül edilmez bir şey hissediyordum: Gördüğüm, aralarında yaşadığım bütün bu insanlardan uzaktım, ancak görünüşteki benzerlik -az çok bir benzerlik- beni onlara yaklaştırıyor, bağlıyordu yine de. Herkes için aynı olan hayati, ortak ihtiyaçlar bu konudaki şaşkınlığımı biraz olsun azaltıyordu.”