Benay

Benay
@aybenay
Pro captu lectoris, habent sua fata libelli.
“İnsanların kariyer ve eş seçimleri, kim olduklarının aynasıdır. Sizin hakkınızda elle tutulur bir şeyler öğrenmek istiyorsam, ne iş yaptığınızı ve kiminle evli olduğunuzu öğrenirim; böylece büyük ihtimalle en zengin ve önemli bilgileri edinmiş olurum. Daha derin bir seviyede, her iki seçim de psişemizin çalışma biçiminin dışa yansımasıdır. Dahası iş ve aşk, yaşamımızın en önemli alanları olduğu için, bu alanlardaki seçimler yaşam kalitemizi önemli ölçüde etkiler. Freud, sevme ve çalışma becerisinin psikolojik olgunluk göstergesi olduğunu düşünüyordu. Sağlıklı yaşam sürdürmede işin ve aşkın önemi deneysel olarak da belgelenmiştir.”
Sayfa 342·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Olumsuz özelliklerin romantik imgemiz üzerindeki etkisi daha fazladır. Bunun nedeni bazı psikologların düşündüğü gibi kâbuslarımızdaki insanlarla evlenmeye karar vermemiz değil, büyük olasılıkla bu özelliklerle ilgili çözülmemiş meselelerimizin olmasıdır. Romantik imgemize uygun olan kişi, bu meseleleri çözmemize en çok yardımcı olabilecek kişidir. Ebeveynimizin olumsuz özelliklerini taşıyan insanlara âşık olmamızın nedeni budur.”
Sayfa 286·Kitabı okudu
“İnsanların, yaşamlarını bir kâbusa dönüştüren kişilerle ilişkilerini neden sürdürdüklerini anlamak da kolay değildir. Bunun nedeni de, çekilen acıların sorumluluğunu eşe yüklemenin, insanın içine bakıp acısına dokunmasından daha kolay olmasıdır.”
Sayfa 267·Kitabı okudu
“Başkalarını sevebilmek için önce kendimizi sevmemiz gerektiği yönündeki genel görüşün aksine, psikanalist Theodore Reik, kendimize ilişkin algımız ne kadar olumsuzsa âşık olmaya o kadar yatkın olduğumuzu gözlemlemiştir. İnsanlar kendilerinde bir şeylerin eksik olduğunu hisseder ve bu eksik nitelik veya nitelikleri bir eşte ararlar. Âşık oldukları zaman, gerçekleşmemiş bütün fantezilerini sevgililerine yansıtırlar.”
Sayfa 262·Kitabı okudu
“Âşık olmak, baskılanan, benlikten ‘bölünmüş bir parça’nın bilinçsizce eş olarak seçilmesidir. Eş, benliğin o baskılanan yanını ifade ettiği veya karşısındaki böyle algıladığı zaman bu yanın benlikte var olduğunu kabul etmeye gerek kalmaz. Çocukken sevilmediğini düşündüğü için kendini sevilmeye değer bulmayan bir kadın, olasılıkla sevgisini göstermeyen bir erkek seçecektir. Böylece kendinde memnun olmadığı şeyler için onu suçlayabilecektir. Çocukluğunda kendini değersiz hisseden bir erkek, olasılıkla eleştirel ve yargılayıcı bir kadını kendine eş seçecektir. Böylece aşağılık duyguları için onu suçlayabilecektir. Kadın kocasının kendisine sevgisini göstermediğinden, erkek karısının bitmeyen eleştirilerinden şikâyet etmeye devam etse de, her ikisi de eşlerinden ayrılmayacaktır; çünkü memnuniyetsizliğinize dışarıdan bir sebep bulmak, o hislerle doğrudan yüzleşmekten daha kolaydır.”
Sayfa 261·Kitabı okudu