"Hasan'ın babası! Allah elçisini gömdünüz mü?"
" Evet, ey mübarek elçinin kızı, gömdük!"
Fâtıma bu haberle içinin boşalıverdiğini hissetmişti. Boğazı düğümlendi, boğulur gibi oldu. Derin bir nefes alıp kendine gelince Ali'ye söyleyemediğini Enes'e söyledi :
" Eneees! Enes!.. Rasûlullah'ın üzerine toprak saçmaya gönlün nasıl razı oldu Enes! "
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
... Yalandan sana sığınırım Allah'ım, bana yardım et, yâ Allaaaah!.. Yâ Nevfeeel!.. "
Muaz ile Zübeyir irkildiler. Ebû Bekir içinden düşündüklerinin sonundaki iki nidayı açıktan ve bağırarak söylediğini o vakit fark etti.
...
Süvari yanlarına geldiğinde kılıcını çekmiş, yüzündeki peçeyi açmıştı :
" Buyur yâ Sıddîk, beni mi çağırdın? "
Ve bir anne sevincini haykırdı:
" Nevfeeel!.. Kuzuuum!.. Oğluumm!"
Nevfel'in na'şı defnedilirken gülümü ayak parmaklarının ucuna basarak yürür gördüm. Ebû Bekir de görmüş olmalıydı ki sebebini sordu. Gülümün cevabına çok ama çok sevindim:
"Beni peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, Nevfel'in cenazesine gelen meleklerin çokluğundan ayaklarımı basacak yer bulamıyordum. Bir melek, kanadını benim ayaklarımın altına sermişti de ona basıyordum."
"Ebû Süfyan, yine mi sen?! Harem'in köşesinde oturmuş ne yapıyorsun öyle? Düşüncelere dalmış gibi..."
...
Yanına varıp kalbini dinledim. Gülüm tavaftaydı ve onun önünden her geçişinde bu adam nefsiyle konuşuyordu:
"Acaba bir daha asker toplasam, şu Muhammed ile bir daha çarpışsam..."
Ve altıncı şavtta gülüm başucuna dikildi ve fısıldadı:
"O zaman da Allah seni yine hakir eder!"
Ve Ebu Süfyan'ın sesi Kâbe'yi sarsar gibi şiddetle çıktı:
"Vallahi, sen Rasûlullah'sın!"