Kitlenin ruhunda daima hüküm süren şey, özgürlük değil kölelik ihtiyacıdır. Kitleler itaat etmeye öyle susamışlardır ki, kendisini onların efendisi ilan eden şu veya bu kimseye içgüdüsel olarak boyun eğeceklerdir.
Yıkıcı vahşet içgüdüleri, her birimizin derinliklerinde uyuklayan ilkel çağ kalıntılarıdır. Tek başına bireyin bu içgüdüleri duyurması tehlikeli olacaktır; ama hiçbir sorumluluk taşımazken cezalandırılmayacağından emin olan bir kitleye dahil olduğunda, aynı içgüdülerin peşinden gitmekte sonuna kadar serbesttir.
Kitle güce uysalca saygı duyarken, nezaketi bir çeşit zayıflık olarak görür. Duyduğu sempati hiçbir zaman yumuşak huylu efendilere değil, kendisini hışımla ezip geçen zorbalar yönelmiştir; en yüksek makamlara onu layık görür.